Stoacılık – 1 (Giriş, Epistemoloji, Doğa Felsefesi)

iiTunes / RSS / Spotify

STOACILIĞA GİRİŞ VE TARİHİ

  • Stoacılık (Stoisizm) Epikurosçuluğa kıyasla daha uzun ömürlü olmuş ve daha çok taraftar çekmiştir.
  • 500 yıllık varlığı ilk, orta ve son dönem olmak üzere üç dönem içinde ele alınır genellikle.
    • İlk dönemi İÖ 3.yy başından İÖ 2.yy ortalarına kadar sürer. Bu sürede Zenon, Kleanthes ve Krizippos öne çıkan stoacı düşünürler olmuştur.
      • Zenon, Kıbrıslı Zenon bu okulun kurucusudur. Okulu kurduğu Atina’da 40 yıl yaşamış ve Atinalılar tarafından örnek bir hayat yaşadığı ve şehre katkılarından dolayı çokça sevilip sayılmış, kendisine şehrin surlarının anahtarı teslim edilmiş ve tunçtan bir heykeli dikilmiştir.
      • İlk dönemin en önemli ikinci figürü Krizippos’tur. Okulun üçüncü lideri olan Krizippos’un öğretiye katkıları Zenon’unkinden bile fazladır. “Eğer Krizippos olmasaydı Stoacılık olmazdı” lafı ilk çağ boyunca çokça tekrarlanmıştır. Ortodoks Stoacılığın temsilcisi olan Krizippos’un bolca alıntılar içeren 705 eser yazmış olduğu aktarılır Laertus tarafından.
      • İlk dönemin son temsilcileri olan Tarsuslu Zeon ve Selekialı Diogenes’in Aristotelesçi Kritalaus ve Akademik Septik Karneades’ten oluşan bir filozoflar heyetinin Atina’ya konulan bir para cezasını affettirmek üzere Roma’ya gidişleri ve orada verilen konferansların gençlerde ilgi duyması fakat konferanslardaki konuların Roma’nın askeri erdemleriyle uzlaşmadıkları gerekçesiyle kovuldukları İÖ 207’den itibaren İS 1.yy’da filozofların tüm Roma’dan kovuldukları ana kadar Roma’nın felsefeyle sorunlu ilişkisi başlayacaktır.

Okumaya devam et “Stoacılık – 1 (Giriş, Epistemoloji, Doğa Felsefesi)”

Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 3

iTunes / RSS

Bilim ve Zorunluluk

  • Aristoteles’e göre bilimin duyum ve algıdan farklı bir şey olmasının asıl nedeni, ikincilerin sadece olanı, var olanı, olguyu göstermesi, ama olanın, var olanın, olgunun “zorunluluğu”nu göstermemesidir. (şu su sıcaktır ifadesi zorunluluk içermez)
  • Önermelerdeki bağlantıları zorunlu bir şekilde onaylamayı mümkün kılan şey ise kıyastır. Olgusal önermeleri mantıksal bir akıl yürütmenin, kıyasın öncülleri olarak alıp onlar arasında ilişki kurduğumuzda sonuç önermesinde özne ile yüklem arasında bir zorunluluk kurarız ve böylece bilim yüklemin özneye zorunlu olarak bağlandığı, özne hakkında yüklemin zorunlu olarak tasdik edildiği önermelerden meydana gelmiş olur.
  • Bu arada, önermelerdeki zorunlu olmama ilişkisi sadece tikel önermeler için değil, tümel önermeler için de geçerlidir.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 3”

Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 2

iTunes / RSS

Terimler/Kavramlar: Kategoriler:

  • Aristoteles’e göre kategoriler, önermelerin kendilerinden meydana geldikleri en basit unsurlardır. Ahmet uzundur. Konuyu dilsel açıdan incelersek bu öğeler terimdir; Ahmet, uzun. Ancak mantıksal açıdan bakarsak bunlar kavramdır. Mantığın konusu kavramlardır, bunların ifadesi ise terimdir. Ontolojik açıdan bakarsak da bu öğeleri varlık tarzları, türleri açısından inceleriz.
  • Kategorilerin sayısı -kimi zaman farklı sayılar ifade etse de- 10’dur. Bunlar; töz, nicelik, nitelik, bağıntı, yer, zaman, durum, sahip olma, etkinlik ve edilginliktir.
  • Aristoteles’e göre terimler veya kategoriler kendi başlarına bir tasdik içermez. Ahmet, uzun. Ahmet uzundur gibi önermeler doğru veya yanlış olabilir.
  • Kategori kelimesi Yunancada ve Aristoteles tarafından kullandığı teknik bağlamında “yüklem” anlamına gelmektedir. Kategorilerin bir özneye yüklenmeleri mümkün “en genel yüklemler” olduklarını söyleyebiliriz.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 2”

Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 1

iTunes / RSS

  • Aristoteles’in bilgi ve bilim felsefesi, onun kurduğu mantık ile iç içe geçmiştir. Dolayısıyla onun mantığını işlemek durumundayız. Hatta önce mantığını anlatmamız gerekecek.
  • Aristoteles, klasik mantığın kurucusu olarak kabul edilir ve kurduğu mantık 18.yy’a kadar önemli bir değişikliğe uğramaz. Yalnız Aristoteles icat ettiği bu şeye mantık değil, analitik der. Bunun nedeni, onun bu disiplinle düşüncenin biçimleri üzerinde durması, onları analiz etme amacında olmasıdır. Mantık terimini ise ilk defa Afrodisyas’lı Aleksandros’un kullandığını görüyoruz.
  • Aristoteles mantıkla ilgili kitaplarına “organon” (alet, araç) adını vermiştir. Ona göre mantık özel bir konusu olan, varlığın özel bir alanını ele alan ve bu alanla ilgili problemleri inceleyen bir bilim veya felsefe dalı değildir. O herkesin herhangi bir özel bilimle uğraşmaya başlamadan önce alması gereken genel kültürün bir parçasıdır. Herhangi bir şey üzerinde özel olarak düşünmeye, akıl yürütmeye başlamadan önce, akıl yürütmenin kendisini konu alacak bir ön hazırlığa ihtiyacımız vardır ve bunun adı mantıktır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 1”