Aristotelesçilik

iTunes / RSS

  • Nasıl Platon’la başlayan akıma ve kurduğu öğretinin ve okulun geleneğine Platonculuk diyorsak, Aristoteles için de benzer durum söz konusudur ve onun felsefesinin genel hatlarını Aristotelesçilik adı altında ele alacağız.
  • Aristotelesçiliği anlatmanın yöntemlerinden birisi onun Platon’la karşılaştırmasıdır. Biz de bu yöntemi kullanarak başlayacağız onu anlatmaya. Seri boyunca yapacağımız incelemenin kabaca bir ön hazırlığı olacak bu karşılaştırma aynı zamanda. Önce iki filozof arasındaki benzerlikleri ele alalım.

Okumaya devam et “Aristotelesçilik”

Platon: Siyaset Felsefesi

iTunes / RSS

“Her ne kadar kanunların kral işi oldukları apaçıksa da en iyisi kuvveti kanunlara değil bilgili bir krala vermektir.”

  • Platon’un aslında bir siyaset filozofu olduğunu, ana sorununun siyasal olduğunu belirtmiştik. Hocası Sokrates’in dar anlamda siyasetle ilgilenmemesine, esas ilgisini ahlak ve mutlulukla ilgili konulara yöneltmesine karşılık, Platon’un bütün hayatı boyunca siyasette aktif rol almak istediğini ve geleceğin siyaset adamlarını yetiştirmek üzere Akademi’yi kurduğunu belirtmiştik.
  • Onun siyaset teorisinin temel eseri olan Poletia, kendisinden sonra gelecek devlet adamlarının ve ütopya/distopya yazarlarının temel kaynağı olacaktır.
  • O Devlet eseri haricinde yasa koyucu ile yasa arasındaki ilişkiyi ele aldığı Devlet Adamı ve yaşlılık döneminde edindiği tecrübelerle beraber politik düşüncesine yaptığı revizyonları içeren Yasalar isimli eserleri de yine benzer bir niteliktedir.
  • Platon’un siyaset konusuna yaklaşırken evren, site ve insan arasında kurulan bir benzerlik fikrinden hareket ettiğini söyleyebiliriz. Kozmos, yani düzenli bütün siteyi ve insanı için alan bir şeydir ki, sitenin ve insanın nasıl olması gerektiğine ana planı verir.

Okumaya devam et “Platon: Siyaset Felsefesi”

Platon: Ruh ve Tanrı Öğretisi

iTunes / RSS

RUH KURAMI

  • Platon’un ruh kuramı denildiğinde, onun ruhun doğasının ne olduğu, ruhun kısımları veya işlevi, ruhla beden arası ilişkiler, ruhun kaderi gibi bir dizi ve birbirine bağlı sorulara verdiği cevaplardan oluşan görüşleri anlaşılmalıdır.
  • Ruhun ne olduğunu açıklamanın uzun ve tanrısal bir çabaya ihtiyaç gösteren bir şey olduğunu belirten ve bu yüzden zor olduğunu söyleyen Platon’a göre onun neye benzediğini söylemek mümkündür. Onun ruh hakkında konuşmaları böylece mitlere ve sembollere dayanacaktır.
  • Öncelikle Platon’a göre ruh ölümsüzdür. Bunun yanında ölümden sonra bir hayat ile ilgili söylemleri olsa da bu açık değildir.
  • Platon ruhu, doğası ve özü bakımından bir hareket ilkesi olarak almaktadır. Çeşitli diyaloglarında ruh için verdiği tanım, onun kendiliğinden hareketin ilkesi olmasıdır.
  • Platon evrendeki varlıkları canlı ve cansız olarak ikiye ayırır. Canlı varlıklar kendiliğinden hareket edemezken, canlı varlıklar hareket eden varlıklardır. Bu ayrımı mümkün kılan şey ise ruhtur.

Okumaya devam et “Platon: Ruh ve Tanrı Öğretisi”

Platon: Bilgi Felsefesi

iTunes / RSS

  • Bilginin veya bilimin olabilmesi için onun konusu olabilecek bir gerçeğin, değişmez, kalıcı bir gerçeğin yani varlığın olması gerektiği aşikardı.
  • Platon’un bilgi konusunda bilgi veren diyalogları Theaitetos, Menon, Phaidon, Şölen, Devlet, Sofist ve Devlet Adamı diyaloglarıdır.
  • Platon her şeyden önce rasyonalist bir filozoftur. Yani o bilginin yegâne kaynağının zihin olduğunu düşünür.
  1. Theaitetos diyaloğunda Theaitetos bilginin kaynağının algı ve duyum olduğunu söyleyecektir.
  2. Bu iddia duyularla elde edilen bilginin doğru veya yanlış olma durumunu ortaya koyacaktır. Bununla da kalmayacak bir deli ile akıllının duyumları arasındaki fark veya uyku ile uyanıklık arasındaki algı farkı da sorun olacaktır. Biz hangi duruma göre duyu yanılmalarını belirleyeceğiz? Herkesin duyusu kendisinin ölçütü olduğu bir durumda ortak konular üzerinde nasıl uzlaşabiliriz? Birine göre bilge birisi bir başkasına göre olmayabilir?

Okumaya devam et “Platon: Bilgi Felsefesi”

Platon: Varlık Felsefesi

iTunes / RSS

  • Platoncu varlık felsefesi kısaca doğa filozoflarının varlık ve nedensellik anlayışlarını tümüyle reddetmek, onların varlık veya töz olarak kabul ettikleri madde yerine madde dışı, tinsel gerçeklikleri koymak ve yine onların tümünün olayların açıklaması le ilgili olarak kabul ettikleri mekanist açıklama modeli yerine teleolojist bir açıklama modelini benimsemektir.
  • Herakleitos’un şeylerin hakikatine ilişkin görüşlerinin Platon tarafından da benimsendiğini ve kendisinin çıkış noktasının da Herakleitos olduğunu Aristoteles’ten öğreniyoruz. Bütün duyusal şeylerin bir akış içinde olduğu fikri onda duyusal şeylerin ayrı bir düzene ait gerçeklikler olduğu sonucunu çıkacaktır. Ahlaki değerler konusunda tümellerin varlığını kanıtlayan Sokrates’in izinden gidecek Platon ise bu tavrı genelleştirmiş ve evrenselleştirmiştir. Eğer bu dünyayı gözümüzle görüp, ellerimizle tutamıyorsak, yapmamız gereken ona aklımızla, düşüncemizle ulaşmaktır. Onun tezi de her şeyden önce bir varsayımdır.

Okumaya devam et “Platon: Varlık Felsefesi”

Sokrates

 

  • İnandığı gibi yaşayan ve inançları uğruna ölen ilk büyük filozoftur Sokrates.
  • Sokrates ilk ahlak filozofudur ve hayatını ahlaki görüşler öne sürenlerin onlara uyması gerektiğini bilerek yaşamıştır. Bu ahlaki görüşlerin doğru olduğunun en önemli göstergesi onları öne sürenler tarafından da benimsenmiş olmasıdır. Dolayısı ile sokrates’in hayatı da üzerinde durulması, incelenmesi gereken bir hayattır; hele ki onun hiçbir şey yazmadığı göz önüne alınırsa.
  • İÖ 470-399 yılları arasında yaşamıştır. Annesi ebe babası da bir taş yontucudur. Annesi nasıl bebekleri doğurtuyorsa kendisi de insanların ruhların bulunan ama bilincinde olmadıkları ahlaki doğruları doğurttuğunu ileri sürecektir.
  • Peloponnes Savaşı (İÖ 432-422) sırasında çeşitli muharebelere katılmış ve cesaretiyle temayüz etmiş, savaş sonunda kurulan mahkemelerde de yargıçlık ve jüri üyeliğini görevlerini yine cesurca yapmıştır. Aynı cesareti yargılandığı mahkemede kendini savunurken gösterecektir ve yine cesurca ölümü kucaklayacaktır.

Okumaya devam et “Sokrates”

Sofistler

iTunes / RSS

  • İÖ 5.yy. Yunan ve dünya uygarlığının en önemli dönemlerinden biri ve Yunan uygarlığının altın çağıdır. Bu dönemde çoğunluğu Atina’da olmak üzere ekonomi, siyaset, bilim, şehircilik, mimari, heykelcilik, resim, tarihçilik, tıp, edebiyat ve tiyatro alanlarında yapılan çalışmalar tarihe damgasını vurur. Öyle ki bu dönemde Atina’da yaşayan her dört yüz kişiden biri dahi olarak nitelenebilmektedir.
  • Sofistler bazı yönleriyle doğa filozoflarından ayrılırlar ve ilkçağda Yunan Aydınlanmasını temsil ederler. Aydınlanmacı tutum da doğal olarak toplumun, siyasetin, dinin, ahlaki değerlerin geleneklere değil, makul ve doğru geleneklere, insan aklı ve tecrübesi ile açıklanması mümkün doğal ihtiyaç ve ilgilere dayandırılmasını isteyen eleştirel bir tutumdur.

Okumaya devam et “Sofistler”