Aristoteles: Ahlak Felsefesi (Etik)

  • Aristoteles’in ahlak felsefesine başlamadan önce ahlak felsefesi (etik) hakkında kısa bir girizgah yapalım.
  • Etik, felsefenin ahlaki değerlerle ilgili olan alt dalına karşılık gelir. Antik Yunanca “ethos” (karakter, adet olan hayat tarzı) sözcüğünden türemiştir.
  • Ahlak, bir topluluk içinde yaşayan insanların davranışlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla oluşturulmuş eylem kuralları, normalar silsilesi ve değer sistemidir. Ahlak bize belirli bir toplulukta neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyler; toplumlar arasında benzer ahlaki kurallar olabileceği gibi farklılıklar da söz konusudur.
  • Etik düşünürü, neyin iyi ya da kötü olduğunu söyler, kural koyar, yaşama biçimi geliştirir; kısaca rehberlik eder. Kural koyucu yaklaşım benimseyen ahlak filozofu, insanlar yapmaları ya da neden kaçınmaları gerektiğini söylerken, kendilerine yükümlülüklerini ve sorumluluklarını anımsatan nesnel ahlaki hakikatler bulunduğunu söyler.
  • Aristoteles normatif bir etnik kuramı kurmuş ve teleolojik etik sınıflaması içinde bir mutluluk etiği (Eudomonia) inşa etmiştir.

Okumaya devam et “Aristoteles: Ahlak Felsefesi (Etik)”

Aristoteles: Ruh Kuramı (Psikolojisi)

  • Aristoteles ruh hakkında düşüncelerini Ruh Hakkında (Peri Psykhe, De Anima) adını taşıyan üç kitaptan oluşan bir eserde ifade edecektir.
  • Kendisinden önceki filozoflar ruhun ayır edici ana karakteri olarak iki şeyi, hareket ve duyumdan yola çıkarak ruh hakkında maddi şey (Demokritos) veya maddi şeylerin belirli oranlarda uyumu (Empedokles) olarak nitelemişti. Pythagoras ile başlayan ruh göçü teorisi de bir diğer düşünceydi.
  • Platon beden-ruh öğretisinde düalist bir yapı ortaya koymuştu. Beden ve ruhun ilkeleri birbirinden farklı, ruh tinsel bir töz ve bedende bulunması onun için bir düşüş olarak görülüyor, ruh beden hapishanesinde sıkışmış olarak niteleniyordu.
  • Aristoteles’e göre ruh kısaca bir tözdür. Biraz daha açmak gerekirse bu “kuvve olarak hayata sahip olan doğal bir cismin formudur.
    • Kendi tanımıyla “ruh, bilkuvve hayata sahip olan doğal bir cismin entellekheiasıdır”.
      • Entelekheias, kuvvenin fiile geçmeden önce geçirdiği bir süreçtir. Entelekheia, bilime sahip olup kullanılmama durumudur. Gözün, misal uyurken, görmemesi gibi. Diğer aşama da Energeia’dır o da bilginin kullanılmaya başlanması durumudur, uyanıp görmeye başlama durumu.
      • Ruhun bilinçli işlemlerinden bağımsız olarak bedeni hareket haline geçirmesi özelliğinden dolayı bu tanımı yapıyor. Çünkü düşünce gibi bilinçli eylemler ikinci ve daha yüksek düzeyde fiil teşkil etmektedir Aristoteles’e göre.
    • “Ruh, ruha sahip olma kuvvesini taşıyan şeyin fiili veya doğasıdır. “

Okumaya devam et “Aristoteles: Ruh Kuramı (Psikolojisi)”

Aristoteles: Metafizik (Teoloji)

  • Platon ve Aristoteles’in tanrı öğretileri ilkçağ ve orta çağ Hristiyan (Agistinus, Thomas) ve İslam (Farabi) felsefelerinde etkili olmuşlardır.
  • Aristoteles, tanrı hakkındaki öğretisini herhangi özel bir eserden ortaya koymamıştır. Fizik VIII ve Metafizik XII 7 ve 9 bölümlerinde konuya ilişkin fikirleri bulunmaktadır. Tanrı, fizik kitaplarında fiziksel olarak ilk hareket ettirici olarak kanıtlanmaya çalışılırken, metafizik kitaplarında onun özünün ne olduğu konusuna eğilmiştir.
  • Fizik kitabında evrende hareketler olduğu, bu hareketlerin birer hareket ettirici gerektirdiği ve özet olarak bu hareket ettiricinin ezeli-ebedi, uzamsız, madde-dışı, hareketsiz bir ilk hareket ettirici gerektirdiğini ifade eder. Bu kanıtlama sırasında sık sık madde, zaman, süreklilik, yer, sonsuzluk gibi fiziğin temel kavramlarını kullanır. Buna göre hareketin ezeli olduğu, ezeli hareketin ezeli bir madde gerektirdiği ve dolayısıyla evrenin ezeli olduğu sonucuna ulaşılır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Metafizik (Teoloji)”

Aristoteles: Doğa Felsefesi (Fizik)

iTunes / RSS

  • Bildiğimiz gibi Aristoteles’e göre doğa flesefesi, doğa bilimi veya fizik bilimi “oluş ve değişme içinde olan varlıkları (tözleri)” inceleyen bilimdir.
  • Fiziğin temel konusu doğadır.
  • Doğada -doğal bir- oluş ve değişme içinde olan varlıklar vardır. Doğa bu “hareket ve değişme içinde olan varlıkların hareketlerinin nedeni ve ilkesi” olan şeydir.
  • Doğadaki organik varlıkların hareket ilkeleri onlara içkindir. (Taşın doğal hareketi yere düşmek, ağacın doğal hareketi dallarının göğe doğru yükselmesi vs)
  • Doğanın içinde bulunduğu doğal varlıkta onun doğal hareketinin ve değişmesinin nedeni olan içsel bir ilke olması özelliği onu sanattan ayırmamızın başlıca ölçütünü oluşturur. Bir sanat eserinin ilkesi onu meydana getiren sanatçı iken doğada doğanın kendisidir.
  • Doğaya “ilkesi kendine içkin olan sanat eseri” dememizi mümkün kılıyor gibi görünüyor. Doğa “kendi kendini tedavi eden bir hekim” gibi ilkesi kendi içinde olan bir varlıktır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Doğa Felsefesi (Fizik)”

Aristoteles: Metafizik (Ontoloji)

iTunes / RSS

  • Aristoteles bilimleri teorik, pratik ve prodüktif olarak üç ana gruba ayırdığını, birinci gruba giren bilimleri genel olarak matematik, fizik ve metafizik veya teoloji olarak ayırmıştı.
    • Matematik hareketsiz, yani oluş ve yok oluş için olmayan, ancak bağımsız bir varlığa (töze) sahip olmayan nesneleri,
    • Fizik, bağımsız bir varlığa (töze) sahip olan, hareket, oluş ve yok oluş içinde olan nesneleri,
    • Metafizik, bağımsız bir varlığa (töze) sahip olup hareketsiz, oluş ve yok oluş içinde olmayan varlıkları inceliyordu.
  • Bilimlerin sınıflamasını göz önüne aldığımızda metafiziğin konusunu esas itibariyle tanrı oluşturacaktır. Bunun yanında;
    • Kendi kendini düşünen saf akıl olan tanrının içinde bulunduğu ay-üstü alemdeki gök cisimlerinin akılları da metafiziğin inceleme konusu olacaktır.
    • Aristoteles Platon’un idealarına karşılık ortaya attığı, değişmeyen formaları da metafiziğin inceleme alanına dahil eder.
    • Son olarak da insana dışarıdan gelen faal aklın da tanrısal bir özellik taşıması itibariyle metafiziğin konusu olacaktır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Metafizik (Ontoloji)”

Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 3

iTunes / RSS

Bilim ve Zorunluluk

  • Aristoteles’e göre bilimin duyum ve algıdan farklı bir şey olmasının asıl nedeni, ikincilerin sadece olanı, var olanı, olguyu göstermesi, ama olanın, var olanın, olgunun “zorunluluğu”nu göstermemesidir. (şu su sıcaktır ifadesi zorunluluk içermez)
  • Önermelerdeki bağlantıları zorunlu bir şekilde onaylamayı mümkün kılan şey ise kıyastır. Olgusal önermeleri mantıksal bir akıl yürütmenin, kıyasın öncülleri olarak alıp onlar arasında ilişki kurduğumuzda sonuç önermesinde özne ile yüklem arasında bir zorunluluk kurarız ve böylece bilim yüklemin özneye zorunlu olarak bağlandığı, özne hakkında yüklemin zorunlu olarak tasdik edildiği önermelerden meydana gelmiş olur.
  • Bu arada, önermelerdeki zorunlu olmama ilişkisi sadece tikel önermeler için değil, tümel önermeler için de geçerlidir.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 3”

Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 2

iTunes / RSS

Terimler/Kavramlar: Kategoriler:

  • Aristoteles’e göre kategoriler, önermelerin kendilerinden meydana geldikleri en basit unsurlardır. Ahmet uzundur. Konuyu dilsel açıdan incelersek bu öğeler terimdir; Ahmet, uzun. Ancak mantıksal açıdan bakarsak bunlar kavramdır. Mantığın konusu kavramlardır, bunların ifadesi ise terimdir. Ontolojik açıdan bakarsak da bu öğeleri varlık tarzları, türleri açısından inceleriz.
  • Kategorilerin sayısı -kimi zaman farklı sayılar ifade etse de- 10’dur. Bunlar; töz, nicelik, nitelik, bağıntı, yer, zaman, durum, sahip olma, etkinlik ve edilginliktir.
  • Aristoteles’e göre terimler veya kategoriler kendi başlarına bir tasdik içermez. Ahmet, uzun. Ahmet uzundur gibi önermeler doğru veya yanlış olabilir.
  • Kategori kelimesi Yunancada ve Aristoteles tarafından kullandığı teknik bağlamında “yüklem” anlamına gelmektedir. Kategorilerin bir özneye yüklenmeleri mümkün “en genel yüklemler” olduklarını söyleyebiliriz.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 2”