Stoacılar – 1 (Giriş, Epistemoloji, Doğa Felsefesi)

STOACILIĞA GİRİŞ VE TARİHİ

  • Stoacılık (Stoisizm) Epikurosçuluğa kıyasla daha uzun ömürlü olmuş ve daha çok taraftar çekmiştir.
  • 500 yıllık varlığı ilk, orta ve son dönem olmak üzere üç dönem içinde ele alınır genellikle.
    • İlk dönemi İÖ 3.yy başından İÖ 2.yy ortalarına kadar sürer. Bu sürede Zenon, Kleanthes ve Krizippos öne çıkan stoacı düşünürler olmuştur.
      • Zenon, Kıbrıslı Zenon bu okulun kurucusudur. Okulu kurduğu Atina’da 40 yıl yaşamış ve Atinalılar tarafından örnek bir hayat yaşadığı ve şehre katkılarından dolayı çokça sevilip sayılmış, kendisine şehrin surlarının anahtarı teslim edilmiş ve tunçtan bir heykeli dikilmiştir.
      • İlk dönemin en önemli ikinci figürü Krizippos’tur. Okulun üçüncü lideri olan Krizippos’un öğretiye katkıları Zenon’unkinden bile fazladır. “Eğer Krizippos olmasaydı Stoacılık olmazdı” lafı ilk çağ boyunca çokça tekrarlanmıştır. Ortodoks Stoacılığın temsilcisi olan Krizippos’un bolca alıntılar içeren 705 eser yazmış olduğu aktarılır Laertus tarafından.
      • İlk dönemin son temsilcileri olan Tarsuslu Zeon ve Selekialı Diogenes’in Aristotelesçi Kritalaus ve Akademik Septik Karneades’ten oluşan bir filozoflar heyetinin Atina’ya konulan bir para cezasını affettirmek üzere Roma’ya gidişleri ve orada verilen konferansların gençlerde ilgi duyması fakat konferanslardaki konuların Roma’nın askeri erdemleriyle uzlaşmadıkları gerekçesiyle kovuldukları İÖ 207’den itibaren İS 1.yy’da filozofların tüm Roma’dan kovuldukları ana kadar Roma’nın felsefeyle sorunlu ilişkisi başlayacaktır.

Okumaya devam et “Stoacılar – 1 (Giriş, Epistemoloji, Doğa Felsefesi)”

Epikurosçuluk

  • Epikuros, felsefeyi kanonik (bilgi felsefesi/mantık) fizik (doğa felsefesi) ve etik (ahlak felsefesi) olarak üç kısma ayırmıştır.
    • Bilgi felsefesini Ölçüt Üzerine (Canon) adlı eserinde toplu olarak dile getirmiştir. Bu eser elimizde olmayıp Diogenes ve sonraki yazarların yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz.
      • Bilgi kuramında Aristoteles gibi mantık, akıl yürütme türleri, diyalektik gibi konularla ilgilenmemiş, bilginin nasıl elde edildiği, doğruluğun ölçütü gibi konularla ilgilenmiştir.
        • Ona göre doğruluğun ölçütü olarak üç şey öne sürülebilir:
          • Duyumlar veya duyusal algılar: Duyumlar beş duyumuzun elde ettiği izlenimlerdir. Duyular bize dış dünyada bulunan nesneler hakkında bilgi verir.
          • Yargılar, fikirler veya kavramlar: Duyular yoluyla tecrübe ettiğimiz tikel nesne ve olguların tekrarları sonucunda olgular hakkında edindiğimiz fikirlerdir. (Prolepsis)
          • Duygular veya iç duyumlar: İnsanın kendi iç halleri ile ilgili olarak sahip olduğu izlenimlerdir, aç olmak veya üşümek gibi. Bu duyguların en temel olanları ise haz ve acı duygularıdır. Duyuların aksine bize kendi doğamız hakkında bilgi veren şeyler duygularımızdan. Haz ve acı bize neyin peşinden koşmamız, neden kaçınmamız gerektiği konusunda bilgi verir.
            • Helenistik dönem felsefesinin özelliklerini anlatırken belirttiğimiz gibi Epikuros deneyci, empiristtir. Platon’un aksine tüm bilgilerimizin kaynağını duyulara indirger ve duyular yanılmaz çünkü dış dünyayı anlamak için elimizde duyularımızdan başka bilgi kaynağımız yoktur.
              • “Eğer bütün duyumlarına karşı çıkarsan, elinde kendisine dayanarak bu yanlış olduğunu ileri sürdüğün duyumlarının yanlış olduğuna hükmedebileceğin hiçbir şeyin kalmaz.”

    Okumaya devam et “Epikurosçuluk”

Helenistik Dönem ve Epikuros

HELENİSTiK DÖNEM TARİHİ

  • İÖ 330-İS 30 yılları arasındaki dönemi kapsar. Büyük İskender’in ölümü ile Aktium Savaşına kadar olan dönemdir bu tarih aralığı. Bundan sonra İS 5.yy’a kadar sürecek döneme de Roma dönemi denecektir.
  • Antik Yunan kültür dünyası dört aşamada şekillenir.
    • Aristoteles ile olgunluğa erişen klasik Yunan felsefesi dar anlamda Aristoteles ile beraber sona ermiştir. (Helen Dönemi)
    • İskender’in Asya seferleri sonrasında başlayan Yunan kültürünün doğuya yayılması sonucu ortaya çıkan kozmopolit ve seküler Helenistik dönem başlar. Bu dönemde Yunan kültürü kendi içine kapalı olmaktan çıkmış ve savaşlar sonucunda kurulan yeni imparatorluğun halkları bu kültür akımına uğramıştır.
    • Bu seküler kültüre bir tepki olarak ortaya çıkan Yunan pagan dininin doğu dinlerinin etkisiyle, dini problemler felsefi bir dil içinde yorumlanmya başlanır.
    • Son olarak da eski Yunan düşüncesinin doğu dinlerine teslim olduğu, Hıristiyanlık, Zerdüştlük gibi dinlerin etkisi altında, Yunan düşüncesinin dinsel bir dünya görüşüne dönüştüğü ve dinsel problemlere odaklanan, bu duygu ve düşüncelere odaklandığı dönem gelir.

Okumaya devam et “Helenistik Dönem ve Epikuros”

Aristoteles: Sanat Felsefesi (Estetik)

iTunes / RSS

  • Aristoteles’in sanat felsefesini çalışmalarını Poetika adlı eserinde ortaya koymuş olup kitabın elimize ulaşmış şeklinde kimi eksikler bulunmaktadır.
  • Sanat felsefesinde Platon’dan önemli ölçüde etkilenmekle birlikte kendi felsefesi sitemi uygun düşecek bir şekilde çeşitli farklılıklar bulunmaktadır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Sanat Felsefesi (Estetik)”

Aristoteles: Siyaset (Devlet) Felsefesi

iTunes / RSS

Aristoteles’in konu hakkındaki eserleri: Nikomakhos’a Etik, Politika, Atinalıların Devleti

  • Politika ile etik insan için mümkün olan iyiyi gerçekleştirmek amacını taşırlar. Politikanın konusu toplum ve devlet olduğu ve bunlar bireyden daha büyük, onu içine alan şeyler oldukları için onlara ilişkin iyinin gerçekleştirilmesi daha önemli ve değerlidir.
    • “Her devlet bir tür topluluktur ve her topluluk belli bir iyiyi amaçlar. Çünkü insanlar her zaman iyi olduğunu düşündükleri bir şeyi elde etmek amacıyla eylemde bulunurlar. Şimdi bütün topluluklar şu ya da bu iyi şeyi amaçladıklarına göre toplulukların en üstünü ve hepsini içine alanı da en yüksek iyiyi amaç edinecektir.”
  • Aile veya köy insanın yaşamak ihtiyacını karşılayan küçük topluluklardır ve sadece yaşam değil, iyi yaşamı ancak siyasal toplulukta yani devlette elde edebiliriz.
  • Aristoteles insanlar bir araya getiren bağım sadece birbirlerine olan ihtiyaçları değil aynı zamanda insanda toplum halinde yaşamak yönünde doğal bir arzunun olduğunu düşünür. Yine de en önemli faktör bu çıkardır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Siyaset (Devlet) Felsefesi”

Aristoteles: Ahlak Felsefesi (Etik)

  • Aristoteles’in ahlak felsefesine başlamadan önce ahlak felsefesi (etik) hakkında kısa bir girizgah yapalım.
  • Etik, felsefenin ahlaki değerlerle ilgili olan alt dalına karşılık gelir. Antik Yunanca “ethos” (karakter, adet olan hayat tarzı) sözcüğünden türemiştir.
  • Ahlak, bir topluluk içinde yaşayan insanların davranışlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla oluşturulmuş eylem kuralları, normalar silsilesi ve değer sistemidir. Ahlak bize belirli bir toplulukta neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyler; toplumlar arasında benzer ahlaki kurallar olabileceği gibi farklılıklar da söz konusudur.
  • Etik düşünürü, neyin iyi ya da kötü olduğunu söyler, kural koyar, yaşama biçimi geliştirir; kısaca rehberlik eder. Kural koyucu yaklaşım benimseyen ahlak filozofu, insanlar yapmaları ya da neden kaçınmaları gerektiğini söylerken, kendilerine yükümlülüklerini ve sorumluluklarını anımsatan nesnel ahlaki hakikatler bulunduğunu söyler.
  • Aristoteles normatif bir etnik kuramı kurmuş ve teleolojik etik sınıflaması içinde bir mutluluk etiği (Eudomonia) inşa etmiştir.

Okumaya devam et “Aristoteles: Ahlak Felsefesi (Etik)”

Aristoteles: Ruh Kuramı (Psikolojisi)

  • Aristoteles ruh hakkında düşüncelerini Ruh Hakkında (Peri Psykhe, De Anima) adını taşıyan üç kitaptan oluşan bir eserde ifade edecektir.
  • Kendisinden önceki filozoflar ruhun ayır edici ana karakteri olarak iki şeyi, hareket ve duyumdan yola çıkarak ruh hakkında maddi şey (Demokritos) veya maddi şeylerin belirli oranlarda uyumu (Empedokles) olarak nitelemişti. Pythagoras ile başlayan ruh göçü teorisi de bir diğer düşünceydi.
  • Platon beden-ruh öğretisinde düalist bir yapı ortaya koymuştu. Beden ve ruhun ilkeleri birbirinden farklı, ruh tinsel bir töz ve bedende bulunması onun için bir düşüş olarak görülüyor, ruh beden hapishanesinde sıkışmış olarak niteleniyordu.
  • Aristoteles’e göre ruh kısaca bir tözdür. Biraz daha açmak gerekirse bu “kuvve olarak hayata sahip olan doğal bir cismin formudur.
    • Kendi tanımıyla “ruh, bilkuvve hayata sahip olan doğal bir cismin entellekheiasıdır”.
      • Entelekheias, kuvvenin fiile geçmeden önce geçirdiği bir süreçtir. Entelekheia, bilime sahip olup kullanılmama durumudur. Gözün, misal uyurken, görmemesi gibi. Diğer aşama da Energeia’dır o da bilginin kullanılmaya başlanması durumudur, uyanıp görmeye başlama durumu.
      • Ruhun bilinçli işlemlerinden bağımsız olarak bedeni hareket haline geçirmesi özelliğinden dolayı bu tanımı yapıyor. Çünkü düşünce gibi bilinçli eylemler ikinci ve daha yüksek düzeyde fiil teşkil etmektedir Aristoteles’e göre.
    • “Ruh, ruha sahip olma kuvvesini taşıyan şeyin fiili veya doğasıdır. “

Okumaya devam et “Aristoteles: Ruh Kuramı (Psikolojisi)”