Platon: Varlık Felsefesi

iTunes / RSS

  • Platoncu varlık felsefesi kısaca doğa filozoflarının varlık ve nedensellik anlayışlarını tümüyle reddetmek, onların varlık veya töz olarak kabul ettikleri madde yerine madde dışı, tinsel gerçeklikleri koymak ve yine onların tümünün olayların açıklaması le ilgili olarak kabul ettikleri mekanist açıklama modeli yerine teleolojist bir açıklama modelini benimsemektir.
  • Herakleitos’un şeylerin hakikatine ilişkin görüşlerinin Platon tarafından da benimsendiğini ve kendisinin çıkış noktasının da Herakleitos olduğunu Aristoteles’ten öğreniyoruz. Bütün duyusal şeylerin bir akış içinde olduğu fikri onda duyusal şeylerin ayrı bir düzene ait gerçeklikler olduğu sonucunu çıkacaktır. Ahlaki değerler konusunda tümellerin varlığını kanıtlayan Sokrates’in izinden gidecek Platon ise bu tavrı genelleştirmiş ve evrenselleştirmiştir. Eğer bu dünyayı gözümüzle görüp, ellerimizle tutamıyorsak, yapmamız gereken ona aklımızla, düşüncemizle ulaşmaktır. Onun tezi de her şeyden önce bir varsayımdır.

  • Doğa filozoflarına bir şeyin güzelliğini sorarsanız onlar, bahse konu şeyin rengi, şekli gibi özellikleri sayacaklardır fakat Sokrates onun evrensel geçerli Güzellik denen bir şeyden pay alması ile izah edecektir. Bu bakış açısı kabul edildiğinde artık doğa filozoflarının mekanist açıklama modeline ihtiyaç duyulmayacak, bütün kendinde şeylerle varlığı açıklama şansına sahip olacağız. Yine bu fikre uygun olan her şeyi doğru, uymayan her şeyi de yanlış kabul edeceğiz. Yine bu varsayımın sonsuza kadar geri giden kanıtlamalarla kanıtlanamaz olmasının önüne geçmek için onun artık varsayım olarak görülmemesi gerekecektir. Bu kabulün temelini de “iyi ideası, her şeyin temelinin iyi olduğudur” Bu evren matematiğin doğru ön kabuller üzerine kurulması gibi metafizikçi de her şeyin temelinin “iyi” olması varsayımı üzerine düşünecektir. Ya bu varsayımı kabul eder ve bilim ve felsefe yaparız, ya da kabul etmeyiz ve her şey anlam ve açıklamasını kaybeder, felsefe ve bilim yapmayız.
  • Platon varlığı ikiye ayıracak. Birisi duyusal şeyler dünyası, diğeri de akılsal şeyler dünyası. Akılsal şeyler dünyasını 1) Matematiksel akıl yürütmeler dünyası 2) Diyalektik akıl yürütme dünyası diye ikiye ayırır.
  1. Matematiksel akıl yürütme dünyasında zihin görünen şeyler dünyasının kopyalarının asıllarını hareket noktası olarak alır ve onları varsayımlar olarak kullanarak onlardan sonuçlarına gider. Burası çıkarımlar dünyasıdır. (dianoia)
  2. Saf akıl dünyasında ise zihin bir varsayımdan sonuçlara değil, kendisi hiçbir varsayım içermeyen ilkeden yükselir. Onları varsayım olarak ele almaz, kelimenin gerçek anlamıyla var kabul eder. Burası kavrayış dünyasıdır (noesis)
  • Burada güneş benzetmesi yerinde olacaktır. Biz nasıl güneşe bakamıyor ama ondan gelen ışık sayesinde nesneleri görebiliyorsak kavrayış dünyasındaki iyi ideası da güneş gibidir. Güneş görünen dünyadaki nesneleri nasıl görünüyor kılıyorsa iyi ideası de nesnelere gerçekliğini, akla da bilme gücünü veren şeydir. İyi ideası kayıtsız şartsız olandır, mutlak olandır, açıklanmaya ihtiyaç göstermeyendir. O tek tanrıcı dinlerin tanrısıdır. (Plotinos’un Bir’i, ifade edilemeyendir, hakkında konuşulamayandır) İyi ideasını kabul etmek varoluşsal bir tercihtir. Varlığın anlamlı, anlaşılabilir, iyi, doğru, hak olduğunu seçmek iyi ideasını kabul ile mümkündür.
  • Güzellik, cesaret, erdem gibi kelimelerin karşılığı olan ve söz konusu kişi veya durumlardan farklı, onlardan ayrı olan bir nitelik olmalıydı. Aksi takdirde birbirinden farklı ve birden çok olan bu şeyler, eylemler hakkında böyle bir kelimeyi kullanmamız, birde çok kişi, nesne veya eylemin güzel veya cesurca olduğunu söylememizin bir anlamı olamazdı. İşte bu tür şeyler idealardır.
  • İdea Yunanca Eidos kelimesinden türetilmiştir. Sözlüğe baktığımızda bunu görüntü, görünüş, şekil, form, biçim, biçimlendirici doğa, tip, tür, idea (fikir, düşünce, tasavvur) ve İdea anlamına geldiğini görüyoruz.
  • Nasıl ahlak dünyasında cesur adamların üzerinde ve onlardan farklı olarak her zaman kendisiyle aynı kalan, değişmeyen bir cesaret İdeası varsa, duyusal dünyadaki duyusal üçgenlerin, dörtgenlerin dışında ve onlardan ayrı olarak yine kendisiyle aynı kalan, bozulmayan, nesnel üçgen, dörtgen vardır. Kendisi de matematikçi olan Platon’u idealar teorisine götüren unsur olan matematiğin rolü böylece açığa çıkmaktadır.
  • İdealar nelerdir ve nelerin ideası vardır?
  • 1. Her şeyden önce ahlaki konulara, erdemlere, değerlere karışlık olan şeylerdir. Adalet, Dindarlık, Cesaret vb.
  1. Sonra estetik değerlerin de ideası vardır. Güzellik.
  2. Hız, hareket, sükûnet gibi varlığın genel hallerin
  3. İnsan elinden çıkmış şeylerin; masa, sandalye vb.
  4. Aritmetik sayıların, geometrik sayıların ideaları vardır.
  5. Üzerlerine kendinde gerçek mührünü vurduğumuz her şeyin ideaları vardır: genel bir adı olan veya bir çokluğu temsil eden her şeyin ideası vardır. Bu kuram, her ortak ada karşılık olan bir ideanın olması gerektiğini varsaymak üzerine kuruludur.
  • İdealar dünyası yalnızca iyi şeylerin olduğu bir dünyadır. Duyusal dünya ise onların bir yansıması ve gölgesi gibidir. Şeyler idealardan dünyasına kopya edilirken değer kaybederler ve kötü olabilirler.
  • İdealar hep var olan, ezeli, ebedidir. Değişmez ve hareket etmez, hep kendi kendileriyle aynı kalırlar. Onlar bir ve basittirler. Maddi değillerdir, tinsel şeylerdir. Tek bir idea yoktur, birçok idea vardır.
  • İdealar maddi şeyler olmadıkları için onların yerleri de yoktur. Bu akla onların insan zihninde olduğu düşüncesini getirirse de öyle değildir. Bu fazla modern bir düşünce Platon için. Onlar gerçekten insan zihninden bağımsız olarak vardır ama tinseldirler. İdealar zihin tarafından üretilmez, keşfedilir.
  • Demiorgos isimli tanrı bu ideaları temaşa eder, onları örnekler, şablonlar olarak alarak maddeyi meydana getirir, şekil verir. Tıpkı bir heykeltıraşın bir modele bakarak ham maddeden heykel meydana getirmesi gibidir.
  • Bizler idealara ve idealara dünyasına erişemeyiz. İdealar dünyası hakkında bilgi ve anlayışla bu dünyayı, yani duyusal dünyayı anlaşılır kılarız. İdealar, idealler, standartlardır ve duyusal şeyler onlara benzemeye, onları taklit etmeye çalışırlar ancak hiçbir zaman tam olarak bunu başaramazlar. İdealar mükemmel şeylerken duyusal şeyler onların kusurlu kopyalarıdır. İdealar ve duyusal şeyler arasındaki ilişki pay almadır. Duyusal şeyler idealarına ne kadar pay alırsa o kadar var olur ve varlık, birlik ve devamlılık kazanır.
  • İdealar arasında da bir derece farkından bahsediyor Platon. Buna en yüksek cinsler diyecek ve en tepeye Varlık ideasını yerleştirecektir. Bu ideaya sonra sükunet ve hareket ideaları eşlik edecektir ama bu ikisi esas itibariyle varlık ideasından pay alacaklardır. Bunların yanına da aynılık ve başkalık ideaları eklenecektir. Böylece idealar öğretisi en yukarıda arlık ideası, en aşağıda alt türlerin idealarının bulunduğu ve aşağıda olan ideaların yukarıdakilerden pay aldıkları ve her bir ideanın diğerleri ile belli bir ilşki içinde bulunduğu şeylerden meydana gelen hiyerarşik bir sistem oluşturacaktır.
  • Platon daha geç döneminde Pythagorasçıların etkisine daha fazla girecek ve ideaların sayılar olduğunu söyleyecektir. Burada vermek için epey uzun, ayrıntılı ve bir şeye yaramayacak izahı vermiyorum onların bizim bildiğimiz anlamıyla sayılar olmadığını, bir nevi sayı olmayan sayılar olduğu gibi muğlak bir benzetmeyle bu bahsi kapatalım. Yine sayılarla açıklanan ideaların farklı bir varlık hiyerarşisi olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s