Protagoras ve Gorgias

iTunes / RSS

PROTAGORAS

  • Sokrates’le çağdaştır ve onunla benzer bir kaderi yaşar. Yazdıklarından hiçbir şey geriye kalmamıştır. Demokritos gibi Abdera doğumludur ve sonradan Atina’ya yerleşmiş, Perikles döneminde site yönetiminde önemli görevler almış, demokrasi taraftarı olan Protagoras muhtemelen sofistlik geleneğini başlatan kişidir.
  • Elimizdeki kaynaklardan “Tanrılar Üzerine” adlı bir eseri olduğu ve ona yöneltilen tanrıtanımazlık suçlamalarının kaynağı olacak bu eserden elimizde kalan şöyle bir parça var:

Tanrılara gelince; ne onların var oldukları, ne var olmadıkları, ne de ne şekilde olduklarını biliyorum, çünkü bu konuda bilgi edinmeyi engelleyen çok şey vardır: onların duyularla algılanmamaları, insan hayatın kısalığı”

  • Bize kalan en ünlü deyişi “Hakikat veya Kesin Kanıtlar” isimli kitabındandır: “Bütün şeylerin ölçüsü insandır, var olanların var olmalarının ve var olmayanların var olmamalarının” bunu takiben de “Herhangi bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir, sana nasıl görünüyorsa senin için de öyle… Üşüyen için rüzgâr soğuktur, üşümeyen için ise soğuk değildir”

  • Bu iki aktarım ilk başta bilgi kuramına ait gibi görünse de onun varlık kuramı hakkında da bir parça bilgi barındırmaktadır. Buradan anlayacağımız şey varlıkla ilgili bilgiyi duyu organlarımızla elde ettiğimizdir. Yine Protagoras için “varlık bize görünendir, varlık görüştür” diyecektir. (aktarım) Platon da zaten bu düşünceye karşı çıkacak ve bilginin kaynağının akıl olduğunu söyleyecektir ve esas varlığı da akılla kavranan idealardan ibaret görecektir.
  • Buradan yine Protagoras’ın tümeller hakkında nominalist bir tavır takındığını görüyoruz. Bütün şeylerin ölçüsü olan insan bütün insanlık değil, tek tek insanlıktır ve bu sayede birisi için sıcak başkası için soğuk olmaktadır. Hatta burada aynı insandan bile bahsedilmiyor. Bir insan için aynı hava bazen sıcak bazen soğuk olabilir. Yani değişen insanın duyumları da şartlara göre değişebilir.
  • Bu kolay aşılan bir problem değildir. Tüm insanlık için farklı olan varlık anlayışında herhangi bir şeyde mutabık olmak, anlaşmak imkansızdır. Herakleitos bunu aşmak için varlığı tümden reddetmişti, Protagoras ise gerçekliği reddedip sadece görünüşü kabul etmiştir.
  • “Bütün şeyler”in içine ahlaki değerlerimiz, siyasi kurumlarımız, estetik görüşlerimiz, dini kanaatlerimiz de dahil edilebilir ve nesnel, mutlak, toplumdan topluma, insandan insana değişmeyen doğrular olmadığı şeklinde yorumlanabilir bittabi.
  • Yine ondan bir aktarım: her şey üzerine birbirine zıt iki söz söylemek mümkündür” Bu söz şöyle okunabilir: birbirine zıt olan iki görüş, aynı ölçüde doğrudur”
  • Her şeyin ölçüsünün insan olması prensibi siteler için de geçerli görünmektedir.

“Politikada da güzel veya çirkin olan, adil veya adaletsiz olan, dine uygun veya dine aykırı olan, her site için gerçekten onun öyle gördüğü ve kendisi için yasal ilan ettiği şeydir. Ve bu konularda bireyden bireye olduğu gibi siteden siteye de bir bilgelik farkı yoktur”

  • O herhangi bir sitenin yasası ile ilgili olarak evrensel bir doğruluk veya adillik talebinde bulunmamaktadır. Her sitenin ahlaki-siyasi doğrusu kendinedir ve kendisiyle sınırlıdır. Ortada ne kadar site varsa o kadar ahlak anlayışı vardır ve sitenin yurttaşları arasında uzlaşma devam ettiği sürece de bu devam edecektir. Tabii bu uzlaşının oluşması için demokratik rejim gereklidir.
  • Sofistler ve Protagoras kendilerini esas olarak erdem öğretmenleri olarak takdim etmekteydiler. Protagoras politika erdeminin herkese eşit dağıtıldığına ve en azından bir potansiyel olarak herkeste bulunduğuna ve dolayısıyla bunun herkese öğretebileceğine inanıyordu. İnsanlardaki bu politik erdem potansiyeli eğitimle açığa çıkabilirdi ve sofistler bu eğitimi veren insanlardı. Bu politik erdem öğretilebildiği gibi öğretilmelidir de. Kimse çirkin bir adamı çirkinliğinden dolayı suçlamamaktadır; ancak herkes kötü bir adamı kötü davranışından sorumlu tutmaktadır.
  • Politik erdem eğitimle ve sıkı çalışmayla elde edilebiliyor ve bunun karşılığında da para talep ediyorlardı. Platon için bu ne kadar ayıpsa da doğarken soylu olmayan birisinin yükselmesinin tek yolu eğitimden geçecek ve eğitim hak ve güç dengesini sağlayacaktır. (Tabii bu eğitimi elde edebilmek için de para gereklidir)

GORGİAS

  • Çok ünlü bir hatiptir. Hitabeti Empedokles’ten öğrenip Atinalılara sattığı söyleniyor. Retorik öğretmenidir. Hitabet her şey hakkında sözdür. O öyle bir sanattır ki onun sayesinde yargı yerlerde yargıçları, mecliste üyeleri, halk toplantılarında ve bütün yurttaş toplantılarında bulunanları sözle kandırmak mümkündür. Hatibin işi bilgi vermek değil, inandırmaktır, kandırmaktır. Fakat bu tutumun onun varlık görüşü ile tutarlı bir yanı vardır:

“Hiçbir şey var değildir, herhangi bir şey var olmuş olsa bile bilinemez, bilinmesi mümkün olsa bile başkasına iletemeyiz”

  • Ortada herhangi bir gerçek ve bu gerçek hakkında herhangi bir bilgi mevcut olmadığı yönündeki ontolojik ve epistemolojik tezden hareket edilirse haklı bir tutum olduğu bile söylenebilir.
  • Yine onun varlık ve bilgi konusundaki bu nihilist tavrı bir nevi felsefeyi olumsuzlamak olarak okunabilir. Nitekim Sokrates öncesi Yunan felsefesi de onunla beraber sona ermektedir.

Protagoras ve Gorgias” üzerine 2 yorum

  1. Gürsel Kona

    Teşekkürler.
    Keşke Protagoras ve Gorgias’ın eserleri günümüze kadar gelebilmiş olsaydı. Fenomenoloji ve dil felsefesi konularında daha erken gelişme kaydeder, günümüzde daha iyi bir anlayışa sahip olabilirdik. Geçmişin kaybı geleceği de kaybettiriyor…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s