Sofistler

iTunes / RSS

  • İÖ 5.yy. Yunan ve dünya uygarlığının en önemli dönemlerinden biri ve Yunan uygarlığının altın çağıdır. Bu dönemde çoğunluğu Atina’da olmak üzere ekonomi, siyaset, bilim, şehircilik, mimari, heykelcilik, resim, tarihçilik, tıp, edebiyat ve tiyatro alanlarında yapılan çalışmalar tarihe damgasını vurur. Öyle ki bu dönemde Atina’da yaşayan her dört yüz kişiden biri dahi olarak nitelenebilmektedir.
  • Sofistler bazı yönleriyle doğa filozoflarından ayrılırlar ve ilkçağda Yunan Aydınlanmasını temsil ederler. Aydınlanmacı tutum da doğal olarak toplumun, siyasetin, dinin, ahlaki değerlerin geleneklere değil, makul ve doğru geleneklere, insan aklı ve tecrübesi ile açıklanması mümkün doğal ihtiyaç ve ilgilere dayandırılmasını isteyen eleştirel bir tutumdur.

  • Foucault “insan, insanlık önüne konulan ilk problem değildir” der. Yani insan önce çevresini, varlığı, kısaca doğayı anlamaya çalışır. İşte bu görevi doğa filozofları üstlenmişlerdi ve bu araştırma bir tıkanma noktasına gelmişti. Çünkü varlıkla ilgili spekülasyonlar ne kadar artarsa artsın açıklama tatmin edici olmaktan uzaktı. O halde varlıkla ilgili başka bir bakış açısına ihtiyaç duyulacaktı ve maddeci olmayan bu bakış açısı da Sofistlerin açtığı yoldan ilerleyecek olan Sokrates, Platon ve Aristoteles’te imkân bulacaktı.
  • Sofistler materyalist felsefenin imkanlarının tükendiğini görmüş, onların birbirini tutmayan fikirlerinin çoğunu ötelemiş ve yeni bir düşün yaratarak ilgilerini yukarıda saydığımız konulara yönlendirmişlerdi.
  • Sofistlerle ilgili maalesef neredeyse hiçbir -felsefi- esere sahip değiliz. Fazlasıyla eser yazmış olduğu bilinen Protagoras’ın tanrılar hakkında sergilediği bilinmezci tavrından dolayı eserlerinin toplanarak yakıldığını, kendisinin de öldürülmemek için Atina’yı terk ettiğini ve kaçarken kullandığı deniz yolunda bir fırtınada boğularak öldüğü söylenmektedir. Bu tutuma sadece Protagoras maruz kalmış, diğer sofistler için bu baskıya dair bir kanıt olmadığı gibi Protagoras dahil özellikle ilk dönem sofistlerin Atina’da büyük saygı gördüğü ve derslerine katılan soylu çocuklarının onlara yüksek ücretler ödediğini biliyoruz.
  • Sofist terimi bugünkü olumsuz anlamıyla kullanılmadan önce bilge, bilgin anlamına gelmektedir. Yunan dünyasında adlarıyla saygıyla anılan şahsiyetler bu adla anılmaktaydı; mesela Solon. Sofistler bu adı kendilerine gururla takmış ve kullanmışlardı. Medeniyetimizde sofistlere en yakın kişiler üniversitelerdeki hocalar, akademisyenlerdir.
  • Sonradan Aristophanes, Platon ve Aristoteles’in onlar hakkında yaptıkları olumsuz propagandalar onların 18.yy.a kadar kötü anılmasına sebep oldu. Platon diyaloglarında karşılarına sofistleri alıyor ve onları kendi savları karşısında küçük düşürüyor ve gülünç duruma sokuyordu. Her türlü ahlaksızlık, çıkarcılık, şarlatanlıkları yapan sofistlik her türlü sahte felsefeyle eşanlamlı bir şey haline gelir.
  • Platon’da onların esas rahatsızlık verici yönü verdikleri dersler karşılığında aldıkları yüksek ücretler olduklarıdır ve bu pahalı eğitimden ancak varlıklı kimselerin yararlanabiliyor olmasıydı.
  • Hitap sanatı, güzel konuşma, dili ustaca kullanma gibi eğitimlerdi. Bunlar onların meclislerde, mahkemelerde, pazar yerlerinde başarıya erişme imkanını sağlıyordu; bunu elde edemeyenlerin de düşmanlığını elbette.
  • Sofistler belirli felsefi görüşe sahip bir okula sahip değillerdi. Onlar belli bir düşünme biçimini, yöntemi paylaşıyorlardı. Onlar yeni bir kültür tarzını ve ideali temsil ediyorlardı.
  • Geleneksel Yunan anlayışı gençlerin atlet ve savaşçı olarak yetiştirilmesine değer veriyordu. Oysa Sofistler gençleri kendi geliştirdikleri insan idealine, yurttaş insan olmaya yönlendiriyordu. İÖ 5.yy Yunan dünyasının altın çağıydı dedik. O çağdaki gimnazyumun yerini artık meclisler, mahkemeler ve pazar yerleri almıştı ve fiziksel yeteneklerin değil zihinsel yeteneklerin gelişimi para etmeye başlamıştı. Onların verdiği eğitimler de bu yeni “er meydanları” için gerekli donanımı kazandırmak üzerineydi.
  • Yine sofistleri tek bir ideali paylaşan, bütünlüklü bir grup gibi düşünmemek gerekir. En azından erken dönem sofistleri ile geç dönem sofistlerini ayırmak yararlı olacaktır.
  • Erken dönem sofistler daha ölçülü, daha ağırbaşlı ve daha muhafazakar bir görüntü sergilemesine karşın geç dönem sofistler daha ihtilalci, yıkıcı, sınır tanımaz, hatta düpedüz ahlak dışı görüşleri ortaya atmışlardır. İlk dönem sofistleri iyi yurttaşlar yetiştirmek isterken geç dönem sofistler devlet karşıtı, gelenek karşıtı insanlar yetiştirmek istemişlerdir.
  • Sofistler tarafından geliştirilen felsefi eleştiri, Yunan sitesinin o zamana kadar kendine dayanak yaptığı ahlaksallığı, dinselliği ve siyaseti tahrip edecek ama yerine yeni bir şey koymayacaktır. Bu görevi de Sokrates ve Platon üstlenecek ve felsefelerini buna göre geliştirip toplum ve geleneği yeniden kurma ve kurtarma görevini üstlenecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s