Parmenides

iTunes / RSS

PARMENİDES

  • Parmenides’le beraber hemen her şeyi ile Herakleitos’a zıt giden bir filozofu inceliyor olacağız.
  • İÖ 6.yy.ın son yarısıyla 5.yy.ın ilk yarısında yaşamıştır. Kendisi hakkında çok az bilgi sahibiyiz. Soylu bir aileden gelmiştir ve memleketinde bir kanun koyucudur. Felsefesinde Ksenophanes, Ptyhagoras ve Anaksimandros etkisi görülmektedir.
  • Felsefesini şiir olarak yazmış ve ileri sürdüğü görüşleri bir tanrısal vahiy veya esinlenme sonucu zihninde doğan şeyler olarak takdim etmiştir. (Daha sonra Empedokles’in de şiiri kullanacağını göreceğiz)
  • Elimizdeki şiirlerinin birinde varlığın üç halinin iddia edildiğini söyleyecektir.
  1. Varlık vardır.
  2. Varlık var değildir.
  3. Varlık hem vardır hem var değildir.

Bu üç önerme her ne kadar bugün bildiğimiz anlamıyla mantık önermeleri olsa da o zaman mantığın konusu varlığın bizatihi kendisi, ilkeleri varlığın ilkesi olarak algılandığı için Parmenides bu önermeleri ortaya atarken metafizik yapmaktadır ve doğrudan varlıktan, fiziksel varlıktan bahsetmektedir. Var olmayan şeyden bahsederken fiziksel olarak boşluktur. Var olan aynı zamanda mekan doldurandır.

  • O varlığın var olduğunu ve var olmayanın düşünülmesinin mümkün olmadığını söyleyecektir. Çünkü ona göre düşünülmesi mümkün olan şey, var olması mümkün olan şeydir. Burada varlık düşünceye özdeş kılınmamaktadır, onun için varlık, var olduğu için düşüncenin konusudur. Var olmayan da var olmadığı için düşüncenin konusu olamaz.
  • Bütün Yunan filozofları varlıkla düşünce arası ilişkiler konusunda “realist”tir. Yani varlığın gerçekte var olduğunu düşünürler. Bu idealizmin kurucusu Platon için bile geçerlidir, o ideaların düşüncede olduğunu söylemesine rağmen onların dış dünyada var olduğunu düşünürdü. Bu realist tutum Parmenides için de geçerlidir. Varlık esastır ve düşünce varlık hakkındadır. Burada Parmenides’in tutumu varlığın yalnızca düşünce ile kavranması ile mümkün olduğunu düşünmektir; onun için duyularla elde edilen bilgiler sanı, doksadır; duyular bize doğru bilgi vermez.

“Kullanma bakışsız gözü, uğuldayan kulağı. Akılla bağla karara çok kavgalı delili.”

  • Varlığın sürekli değişimini kabul edersek bir an önce var olan şeyin artık var olmadığını, şimdi ortaya çıkan şeyin de bir an önce var olmadığını söylemiş oluruz. Bu da akılsal olarak imkansızdır. Bir an önce var olduğunu söylediğimiz şey nereye gitmiştir, ve bir an önce var olduğunu söylediğimiz şey nasıl nereden varlığa gelmiştir. İşte bu yüzden bizi yanıltan duyusal-deneysel gözlemi kabul etmeyip, akılsal-mantıksal yöntemi, a priori düşünme, akıl yürütme yöntemini kullanmalıyız.
  • Varlık bir, ezeli-ebedi, bölünemez, değişemez, Sürekli olmak zorundadır:
  1. Var olandan farklı olan, var olmayandır; var olmayanın ise var olmadığını biliyoruz; o halde sadece var olan vardır; var olan birdir, tektir.
  2. Varlık hiçbir zaman var olmamıştır ve hiçbir zaman varlığa gelmeyecektir. (….) Eğer o hiçten varlığa gelirse, onu daha önce de değil de daha geç varlığa gelmeye hangi zorunluluk mecbur etmiş olabilir. O halde onun ya tamamen var olması veya tamamen var olmaması gerekir.
  3. Varlık var olmayandan çıkamaz çünkü zaten o var değildir. Dolayısıyla bu çelişkilidir.
  4. Eğer bunu kabul edersek bu sefer de neden daha önce veya sonra değil de, o varlığa geldiği anda varlığa geldiğini açıklamak zorundayız.
  5. Yunan’da “yaratımın” olmaması ve İslam’daki “Sani” ilişkisi.
  6. Varlığın bölünememesinin nedeni de temelde varlığın içinde herhangi bir boşluğun olmamasıdır. Varlığın ne dışında, ne içinde bir var olmayan veya boşluk olmadığına göre varlığın ne bütünü ne parçaları bakımından herhangi bir harekette bulunması düşünülemez. O halde ne dış ne de iç hareket söz konusudur, yani varlık hareketsizdir.
  7. Varlık zaman bakımından başlangıçsız ve bitimsiz olmasına karşılık uzay veya uzam bakımından sınırlıdır, sonludur çünkü onun hiçbir eksiği yoktur, eğer sonsuz olsaydı her şeye muhtaç olurdu.
  8. Sonsuz sonu olmayandır. Sonu olmayan ise hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmesi mümkün olmayandır. (sonsuz bir kuvve değildir) Nitekim evrenin sonsuz olması da onu mükemmel olmak bir yana eksik bırakacaktır, dolayısıyla evren sonludur.
  • Miletli filozoflarda ve günümüz dinlerinde arkhe/tanrının sonsuz olduğunu söylemekte beis görülmemektedir fakat Parmenides ve Aristoteles böyle düşünmemektedir.
  1. Sonsuz belirsizdir ve belirsizlik bir kusurdur Parmenides için. Burada Ptyhagorasçıların etkisi altında olduğu sanılmaktadır çünkü onlar için sonsuz mükemmel değil de kusurlu olandır.
  2. Varlık küre şeklindedir. Keza küre şeklinde olan bir cisim sonsuz da olamaz.

O, yuvarlak bir küre kütlesi gibi her yönde tamdır.

  • Varlık tinsel değildir.
  1. Yunan düşüncesinde Platon’a gelinceye kadar maddi-olmayan şey kavramı ortaya çıkmış değildir.
  2. Varlığın küre şeklinde tasvir edildiğini görmüştür; dolayısıyla maddi olmayan bir şeyin şekli olamaz. Varlık aynı zamanda bölünemezdir. Bir şeyin hem küre şeklinde olması hem de bölünemez olmasını anlamak zor olsa da Parmenides için bu böyledir.
  • Hakikat bakımından varlık, sanılar bakımından varlık.
  1. Parmenides varlığın kesin olarak varlığın bir “hakikat bakımından” açıklaması, bir de “sanılar bakımından” açıklaması olduğuna inanmaktadır.
  2. Hakikat bakımından açıklama, akıl bakımından açıklamadır.
  3. Burada Aristoteles’in metafizik tanımına döneceğiz. O duyularla algılanan dünyaya fizik dünya, akılla algılanan dünyaya ilişkin incelemesine ise metafizik demişti.
  4. Sanılar bakımından açıklama ise duyular bakımından açıklamadır.
  5. Akıl bakımından incelendiğinde varlığın tek olduğu sonucuna varılırken, duyular bize varlığın çok olduğunu, bölünebilir ve hareketli olduğunu söyleyecektir. Sanılar dünyası herhangi bir hakikat içermez, sanılar bize varlığın nasıl göründüğünü ancak söyleyebilir.
  • Parmenides’le birlikte Yunan dünyasındaki tekçi (monist) (su, hava, ateş, aperion vb) materyalizm bitecek ve çoğulcu (plüralist) materyalistler dönemi başlayacaktır. Bu dönemdeki filozoflar: Empedokles, Anaksagoras ve Demokritos’dur.
  1. Herakleitos’un varlık yoktur, oluş vardır savının önüne çıkan Parmenides felsefenin varlık iddiasından vazgeçemeyeceğini ve eğer varlık yoksa düşüncenin ve bilimin konusunun olamayacağını söyleyecektir. Eğer görünen dünyaya yönelen duyularımız bu dünyada varlığı göremiyorsa, onu algılayamıyorsa, varlığın kendisinden değil, duyularımızdan vazgeçmemiz gerekir.
  2. Her şeyin her an aktığı ve değiştiği, başkalaştığı görüşünü savunan Kratylos, bunun sonucunda herhangi bir şey üzerinde konuşmayı bile reddetmekteydi. Bunun nedeni, bir şey üzerinde konuşurken, o şeyinden ortadan kalkıp başka bir şey olması, dolayısıyla konuşma konusunun kendisinin artık var olmamasıydı. Bu durumda onun üzerinde konuşmaya devam etmenin bir anlamı kalmamaktaydı. Bundan dolayı Kratylos’un konuşmayıp sadece parmağıyla işaret ettiği söylenmektedir.
  3. Platon da bilginin imkanını tesis için varlığın imkanını tesis etmesinin zorunlu olduğunu anlamıştır. Onun varlığını ileri sürdüğü idealar dünyasının özelliği, Parmenides’in Varlık’ı ve Bir olan’ının özelliklerinin hemen hemen aynı olacaktır. Tabii idealar madde dışı olacak ve çok olacaktır.
  4. Parmenides’ten sonra gelecek filozoflar da hem varlığı hem de çokluğu kabul edecek ve Parmenides’in totolojilerden ibaret önermesinden çıkış yolu bulacaklardır. Biz onlara geçmeden önce Parmenides’in düşüncelerini olduğu gibi savunan bir filozof olan Elea’lı Zenon’a bakalım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s