Pythagoras (Pisagor) ve Pythagorasçılık

iTunes / RSS

YUNAN MİTOLOJİSİ VE DİĞER DİNLER

  • Homeros ve Hesiodos’un oluşturdukları antropomorfig din anlayışı Yunan dünyasının biricik dini değildi.
  • Yunan tanrılarına baktığımızda bunların, onların insan biçimli olduklarını görüyoruz. Bu tanrıların insan biçimli olmasının sebebini biraz araştıralım.
  • Antik Yunan tanrılar evrenini yaratan Homeros ve Hesiodos gibi insanlar bir bakıma toplumlarının elitleriydi. Varlıklı, zengin, kudretli, kendine güvenen, maddi ve fiziki imkanlara sahip olduğu için hayatı seven ve ondan kam alan insanlardı. Yarattıkları tanrılar da dünyanın efendileri olan kendilerinden başka hangi şekilde olabilirlerdi ki? İlyada’daki şu dizeler yaşadıkları hayattan ne kadar memnun olduklarını açıkça gösterecektir.

                 Hades’te yaşayan bir kral olmaktansa, bu dünyada
                En ağır şartlar altında yaşayan bir ırgat olmayı tercih ederim.

  • Bu dünyadan memnun olan soylu öleceğini bilmesine rağmen onunla pek ilgilenmez çünkü öteki hayat asla bu dünya hayatı kadar güzel ve renkli olmayacaktır.
  • Soylu kesim haricindeki yoksul ve sıradan halkın dini inancı ise birçok yönüyle farklılık arz edecektir. Bu farklılığı Hesiodos’un İşler ve Günler adlı eserinde görmekteyiz. Burada tabiri caizse köylü yaşamına dair öğütleri görmekteyiz ve yine bildiğimiz kadarıyla Hesiodos yaşadığı çağdan pek memnun değildir. Özellikle bu iki kesimin hayatı arasında farklılık alt tabakanın huzursuzluğuna neden olacak ve Thales hakkında yaptığımız programda bahsettiğimiz Solon yozlaşan üst tabaka ve alt tabakanın sorunlarına yönelik bazı reformlar yapmak gereği duyacaktır.

  • Aradaki farklılıklara örnek: Homeros’un Zeus’u karısı Hera’dan gizli kaçamak aşkalar yaşamaya kalkışan soylu bir çapkın olmaktan uzaklaşarak haklının yanında yer alan, haksızlıklara engel olmak isteyen ve bunun gereğini büyük bir kararlılıkla yerine getirmeye çalışan adalet tanrısı olur. “Eğer Güneş yolundan saparsa, Zeus onu düzeltir”
  • Homeros ve Hesiodos’un yarattığı din haricindeki dinler:
  1. Demeter Kültü: Demeter bereket tanrıçasıdır. Kızı Persepone’yi Hades kaçırır ve sonra Zeus aracılğı ile iade eder ancak bir şartla; yılın üçte ikisini yer altında geçirecektir. Demeter de yılın üçte ikisini acı çekerek geçirir. Buna tapınan halk tabakası yılda beş defa tören düzenlese de bu törenler gizlilik yemini edilerek yapıldığı için hakkında bilgi sahibi değiliz. Bu dünyada acı çeken bu dinin müritlerine öbür dünyada refah vaat edilmektedir.
  2. Dionizos Kültü: Zeus’un oğlu olan Dionizos titanlar tarafından kaçırılıp parçalanmış ve yenmiştir. Sadece yüreğini kurtarabilen Athena onu Zeus’a vermiş ve Zeus oğlunu yeniden yaratmak için yüreğini yemiş. Titanları yıldırımıyla yok eden Zeus küllerinden insanı yaratmıştır. Tanrı ve titan karışımı olan insan burada da (bir günahla) kötülük ve iyilikle ortaya çıkıyor ve arınması gerekiyor. (kathersis) Kutsal hayvanların etlerini çiğ yeyip kanlarını şarapla karıştırarak içerek törenler yapıyorlar. (Katolik şarap+ekmek törenine benzerlik)

(Yunan filozoflarına göre insan esas olarak akıllı bir varlıktır veya insan ruhunun temel özelliği akıldır olmaktır. Aklın temel işlevi ise bilgiye, bilime, kesin, kanıtlanmış bilgiye ulaşmaktır. Yunan filozofu için aklın doğal ereği olan bilgiye, epistemeye ulaşmasını engelleyen şey, tutkularıdır ve tutkular, insan ruhunun doğal bir parçası olmak şöyle dursun, onun doğal işlemesini, iş görmesini engelleyen, ona yabancı olan patolojik unsurlardır ve böylece aklı başında bir insanın temel ahlaki ödevi, ruhunu bu tutumlardan arındırmasıdır.)

  1. Orpheus Kültü: Oprheus bir çalgıcıdır ve çok güzel çalar. Karısı düğünden sonra ölür ve o da onu almak için Hades’e iner. Arkasına dönüp bakmamak şartıyla çıkmasına izin verilir ama sözü tutamaz ve karısı yine yer altına iner. Yeniden Hades’e inen Orpheus parçalanarak öldürülür. Ölüler ülkesine gidip dönen Orpheus’un anlatacakları vardır.
  • Orpheus ve Diozinos dinleri ionya’ya girmemiştir.
  • Milet’te ortaya çıkan felsefenin dinle çatışmasına fırsat kalmamıştı çünkü felsefe çok doğal bir şekilde ortaya çıkmıştı ve felsefenin ortaya çıkmasından kısa süre sonra Milet Pers’ler tarafından yok edilmişti. Milet’te yaşayanlar ve felsefe de doğal olarak batıya göç etti.
  • İonya’ya giremeyen bu kültler italya’da kendine iyi yer bulmuştu ve Panteist-Materyelist Milet felsefesi ile çeşitli çatışmalar ve karışımlar ortaya çıkacaktır.
  • Buradaki felsefe artık evrenin neden ve nasıl meydana geldiği hakkında bir açıklama olmaktan çıkarak bir yaşam biçimi haline gelecektir. Felsefenin amacı insanlara evren veya doğa hakkında bilgi vermekten çok onları kurtarmak olacaktır. Felsefe insanları bilgilendirmeyi değil, suçlarından arındırmayı hedef alacaktır. Bu felsefenin yapılışı da Dionizos-Orpheusçu cemaat ve tarikatların hedefleri ve örgütlenme biçiminler bakımından benzerlik gösterecektir.
  • Bu harmanda karşımıza çıkacak felsefi görüş pytagoras ve pythagorasçılık olacaktır.

PYTHAGORAS VE PYTHAGORASÇILIK

  • Bu konular görünürde dinler tarihinin konusu olsa da aynı zamanda bazı bilimsel ve felsefi görüşlere ve öğretilere sahip olmalarıdır. Ortaya çıkacak bu akım Pythagoras ve Pythagorasçılarla sınırlı kalmayacak kendinden sonra gelecek filozofların da görüşlerini etkileyecektir: Ksenophanes, Empedokles, Sokrates, Platon, Plotinos, İhvan-I Safa bunlardan bazılarıdır.
  • Pythagorasçılık dememizin sebebi bu görüşlerin bizatihi Pythagoras’a mı ait yoksa ondan sonra gelenlerin görüşleri mi olduğu bilmememizden kaynaklanıyor. Aristoteles de Pythagorasçıların öğretileri şeklinde anlatır. Bu öğretiye sahip olanların örgütlenme yapısına baktığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacak. Maalesef Pythagoras hakkında pek bilgiye sahip değiliz, herhangi bir eser kaleme alıp almadığını da bilmiyoruz.
  • Pythagorasçılık genel olarak iki dönem olarak karşımıza çıkacak.
  1. İÖ 530-350 (Tarikatın Korton’da kurulduğu tarihten Platon’un ölümüne kadar)
  2. İS 1-4 (Yeni Pythagorasçılık)

PYTHAGORAS

  • İÖ 590-570 yılları arasında Samos (Sisam) adasında doğmuş güney İtalya’ya Kroton’a (Sicilya) göç etmiştir.
  • Burada İÖ 530 yılında kendi adında bir tarikat kurmuş:
  1. Bu tarikat Orpheusçu tarikata benzese de taptığı tanrıları bir Anadolu tanrısı olan Apollon’dur. Aynı Orpheusçu tarikat gibi mistik ve eğitimsel bir amaca sahiptir ve hedefi bağlılarını yeni bir hayat tarzı içine sokmaktır.
  2. Yaşanan çağdan farklı olarak kadınları da kabul etmektedir.
  3. Tarikat Kroton sınırları içinde kalmamış, diğer şehirlerde de şubeler açmış ve zaman içerisinde siyasi hedeflere sahip olur ve iktidarı ele geçirmeye çalışır. Bu siyasi nüfuza karşı bir ayaklanma çıkar ve iki kişi hariç Kroton’daki tüm tarikat mensupları öldürülür. Başka bir şehre sığınan “üstat” Ptyhagoras İÖ 500 yılında hayatını kaybeder.
  4. Kroton’daki para sistemini bile bu tarikatın yarattığı söylenmektedir; onların parayla ilişkisi “her şeyin ilkelerinin sayılar olması”nın bir sonucudur.
  5. Herhangi bir şey kaleme almayan Ptyhagoras, öğretilerini müritlerine şifahi olarak aktarmıştır.
  6. Yunan dünyasına aritmetik ilk defa Pythagoras’la beraber gelir
  7. Ünlü ruh güçü öğretisi de yine bu zaman Mısır’dan ithal edilir.

PYTHARGORASÇILIK

Ruh Öğretisi

  • Bedenden (soma) özü bakımından farklı olan ruh (phsike) insan veya hayvan, bedenden bedene dolaşır. “Bir gün gelecek, bu elimdeki değnekle yine size ders anlatacağım”
  • Ruh insanın gerçek özünü oluşturur, beden ruh için bir zindandır (Platon)
  • Ruh göçü öğretilerinin esas kaynağı Hindistan’dır
  • Pythagorasçı tarikatta üyelere çeşitli konularda uygulanan bazı yasaklar var;
  1. Bakla yemek, yere düşen bir şeyi kaldırmak ve beyaz horoza dokunmak yasaktır (ilkel topluluklarda görülen tabular yorumlamak mümkündür)
  2. İnsanın kesip yediği bir hayvanın bedenin geçmişte tanıdığı ve sevdiği bir insanın ruhunun bulunması mümkün olduğu hayvan yemek yasaktır. “Dur o köpeği dövme, iyi bir ruh olabilir”
  • Ruh göçü öğretilerinin esas kaynağı Hindistan olsa da Pythagoras bunu kozmosun kanunluğunu ileri süren yeni Milet öğretisi ile birleştiriyor ve kozmik hareketin öncesiz-sonrasız çemberin şimdi insan ruhunun tunçtan, hiç şaşmayan bir kanuna uyarak çeşitli insan ve hayvan şekillerinden geçerek aynı şekle dönüşünün çemberini karşılık kuruyor.
  • Ruh göçü öğretisini felsefi düzeye yükselten ilk kişi Pythagoras’tır: Ruh bedenden özü ve maddesi itibariyle farklıdır, insanın mutluluğunun esas olarak, onda, yani ruhta aranması gerektiği fikirlere ilişkin fikirlerin başladığı bir çığır başlayacaktır.
  • Ruh göçü bir ahlak teorisini de beraberinde getirir: Buna göre ruh, bu dünyada işlemiş olduğu kötülüklerin veya iyiliklerin sonucu olarak insanın ölümünden sonra değerce daha aşağı veya daha yukarı varlıkların bedenlerine göç eder. Yeniden doğuşlar çarkındaki insan dürüst ve erdemli olursa bu doğuş çarkından kurulur ve ana vatanı olan tanrısal alana döner.
  1. Ölümsüz olan ruhun asıl vatanı tanrısal alandır ve o burada zindandadır aslında.
  2. Bu fikirler Platon tarafından geliştirilecek ve onun felsefesinin temel tezleri kılınacaktır.
  • Her şeyi sayıların uyumu olarak gören Pythagorasçılar için ruh ve beden ilişkisi de uyumla açılanacak ve bu tıbba da tatbik edilecektir. İnsan bedeninin sağlık durumunun bedendeki zıt kuvvetlerin uyumu olarak açıklayacaklar ve sağlıklı olmak bu uyumun sağlanmış olması demektir. Bu daha sonra neredeyse geçtiğimiz yüzyılın tıp teorilerini oluşturan temel olacaktır. Buna göre insan bedeninde temelde dört sıvı vardır; kan, balgam, kara sevde, sarı safra.

Metafizik

  • Pythagorasçılığın tek öğretisi ruh göçü değildir. Yunan dünyasında aritmetiğin yaratıcısı olan Pythagorasçılar arasında büyük gök bilginleri (Arkhytas), biyologlar (Alkmeon) çıkacaktır. Onlarda aritmoloji ve sayı mistizmi en ayırıcı özelliktir.
  • Onların müzik biliminin (armoni) ve ses kuramının (akustik) yaratıcıları oldukları da söylenmektedir. Onlar nasıl bedenin sağlığını korumak için tıp kullanılıyorsa ruhun sıhhati için de müzik kullanılacaktır. (Müzik ruhun gıdasıdır) Telli çalgılardaki sistemi ortaya çıkarmış, oktav (gam dizisinde beş notalık ses aralığı), quart (gam dizisinde dört notalık ses aralığı) kavramlarını bulmuş, bunları numaralandırmışlardır. Bu küçük ses farklılıklarını sayılarla ifade etmek onda evrenin ilkesinin sayılar olduğu görüşünü güçlendirecek ve evrenin ilkesi, arkhesi, tözü sayıdır denecektir. Evrenin her yanında sayı ve uyumu aramışlardır ve uyumun zıtlardan meydana geldiğini düşünmüşlerdir. (Aperion) (Daha sonra Platon ideaların sayılar olduğunu söyleyecektir)
  1. Doğanın dili matematiktir (Galileo) İnsanlığın yapması gereken bir toplum fiziği kurmaktır. Bunun için matematik eksiksiz bir çözümleme biçimidir. Bütün bilimsel yöntemler ondan gelir, doğa bilimlerinin olmazsa olmaz birleştirici, insan zihninin mükemmel işleyişinin bir göstergesidir. Matematik, pozitif bilimin akılsal temelidir. (August Comte-19.yy.)
  2. Burada karşımıza yine nicelik farklılığının nitelik farklılığına yol açtığını görüyoruz. İlkini Anaksimenes’te görmüştük. O havanın yoğunlaşıp seyrekleşmesi ile yeni maddeler yaratırken burada sayıların değişmesi ile yeni varlıklar ortaya çıkıyor.
  3. Aristoteles’in söylediğine göre bazı Pythagorasçılar sayıların ilkelerinin her şeyin ilkeleri oldukları ve bütün dünyanın sayı ve uyum olduğunu ileri sürmektedir. Sayılar, şeylerin kensdisinden çıktıkları ve kendisine döndükleri şey, yani onların içkin nedeni ve tözleridir. (Metafizik)
  • Pythagorasçıların sayılar dedikleri şeylerle bizim bugün sayılar dediğimiz şeyler aynı şeyler değil. Onları sayıları bizim soyut olarak algıladığımız gibi algılamıyor, geometrik şekillerle izah ediyorlardı. (Henüz bizim yazdığımız sayılar yok, sıfır da yok) Onların sayıları üçgen, dörtgen, kare şeklindedir. Örn: Üçgen sayılar 1,3,6,10,15 gibi.
  1. Mesela Eurytus isimli bir Pythagorasçı insanın yahut atın sayısını bulmak için değişik yöntemler kullanmaktaydı.
  2. Keyfi sayı vermeler de söz konusudur: En uygun zaman 7, evlilik 3, adalet 4 gibi.
  3. 1+2+3+4 sayısının toplamı olan 10 özel bir sayıydı ve mükemmel sayıydı.
  4. Bir çeşit sayı mistizminden bahsediyoruz.

ASTRONOMİ

  • Müzik kuramları ile geliştirdikleri yöntemleri astronomilerine de tatbik etmişlerdir. (Sy.155)
  • Evrenin merkezinde ne Yer ne de Güneş vardır, bir merkezi ateşten bahsedilir ve yer ilk defa gezegen olarak kabul edilir ve mevsimlerin hareketi yerin hareketi ile açıklanır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s