Felsefe Nedir?

iTunes / RSS

  • Felsefe kadar adı farklı şeylere mal edilen başka bir konu, disiplin ya da uğraş alanı azdır. Hayat felsefesi, felsefe yapma, filozof yakıştırmaları vb. Nasıl ki fizik ya da matematik elimize aldığımız bir iki kitapla öğrendiğimiz yarım yamalak bilgilerle yapılmazsa, felsefe de eğitimle kazanılan bilgi birikimi ve beceri olmadan amatörlüğü aşan düzeyde yapılamaz. Biz de bizi bu bilgi birikimine ulaştıracak eğitim serimize bu programla başlıyoruz.
  • Neyle uğraştığımızı bilmemiz açısından felsefenin tanımını yapmak ne kadar önemli olsa da bu soru, felsefi araştırmanın konusu olacaksa cevaplanmaya değer olacaktır. Çünkü bu yaklaşım felsefenin doğasına uygun tek yaklaşım olacaktır. Bu önerme felsefenin giriş niteliğinde kısa bir tanımını yapınca daha anlamlı olacak.
  • Önce felsefenin kısa bir tanımını yapalım. Sonrasında bunu tarihsel süreciyle değerlendirip nihai yargımıza varalım.

  1. Felsefe, öncelikle filozofların yaptığı eyleme denir. Buradan felsefenin bir eylem, aktif bir fiil olduğunu anlıyoruz. Yani felsefe kendi başına duran şey değil, yapılan bir şeydir. En kısa tanımı ile felsefe, bir düşünsel etkinlik, uslamlama, doğru ve tutarlı akıl yürütmedir.
  • Öncelikle felsefe öncesi çağlar hakkında konuşalım. Bu dönemde mistik bir dünya görüşü, hayatı din ve mitoloji ile telakki anlayışı hakimdir. Bilmek öğretilerle gerçekleşir. Bu felsefe öncesi bilme etkinliğine mitos, historia (tarih) denir ve çoğunlukla mitolojiler aracılığı aktarım söz konusudur. Felsefe ile birlikte logos, theoria dönemine geçilir.
  1. Mitos: Kutsal bir öyküyü anlatır; en eski zamanda, “başlangıçtaki masallara özgü zamanda olup bitmiş bir olayı anlatır. Başka bir deyişle mit, doğaüstü varlıkların başarıları sayesinde, ister eksiksiz olarak bütün gerçeklik yani kozmos olsun, isterse onun yalnızca bir parçası (sözgelimi bir ada, bir bitki türü bir insan davranışı, bir kurum) olsun, bir gerçekliğin nasıl yaşama geçtiğini dile getirir. (Örnek thegonia metni)
  2. Theoria: özgür, zorunlu olmayan, pratik hiçbir amaç gütmeyen, salt ve kuramsal (teorik) bir bilgi edinmedir. (logos kelimesi üzerine durulacak)
  3. Milet felsefesi dünyanın meydana gelişini artık doğa-üstü bir olay değil, doğal bir olay kılmıştır. Kanıtlanmamış masallar yerlerini kanıtlanmış kuramlara, dogmalar yerlerini akla bırakmıştır. Özellikle orta çağda felsefe tarihinde de göreceğimiz gibi teoloji ve doğa-üstü de akılcı bir tarzda incelenebilir. Burada mühim olan artık akılcı, akla dayalı bir yöntemin söz konusu olmasıdır.
  4. Yunanistan insan aklını yaratmıştır. Doğulularda bilen, tanrısal sırların sahibidir. O rahip, peygamber, büyücü, keramet sahibidir. Düşünür, yani kendi gücüyle düşündüğünü ileri süren kişi, tarihte yeni bir olaydır. (L.Robin)
  • Geleneksel olarak kabul gören felsefenin İÖ 6.yy. başlarında bugün Balat olarak bilinen Milet’te ortaya çıktığı düşüncesidir. Burada karşımıza çıkan düşünür Thales olacaktır.
  • Kelime anlamıyla felsefe Phileo+sophia kelimelerinin birleşimiyle oluşur ve bilgelik sevgisi anlamına gelir. Bu tanım Pytagoras veya Herakleitos’a atfedilir.
  • Felsefenin daha olgun bir tanımını araştırırken bazı güçlüklerle karşılaşacağız; felsefe ve felsefe tarihine yaklaşımımız da bu minvalde olacaktır: düşünce yok, düşünceler; felsefe yok, felsefeler var.
  1. Felsefeyi tanımlayanı kişinin özellikleri
  2. Tanımlanan çağın özellikleri
  3. Kültürler arası farklılıklar.
  • Artık kendi nihai felsefe tanımıza ulaşma çalışalım, bunun için bir kumaş biçelim fakat bu kumaş çok bol olmasın, sadece felsefe giysin bu elbiseyi. Bunun için de yapacağımız şey, onun diğer disiplinlerle olan benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymak, bir bakıma ne olmadığını çıkarsamak olacak. Felsefe doğası gereği bilim, teoloji ve sanat üzerine de görüş belirtmiştir. Öyle denebilir ki felsefenin bilgi bilimi (epistemoloji) haricinde kendine özgü çok az konusu vardır. Ancak bilgi bilim ne kadar felsefe ise varlık felsefesi de ahlak felsefesi de estetik de o kadar felsefedir. Bizim de yapacağımız şey bunların arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymak.
  • Öncelikle felsefenin diğer bir araştırmanın ürünü olan bilimle ilişkisine değinelim. Felsefe ve bilimin ilişkisini belirlemede iki yaklaşım söz konuşur.
  1. İdealist yaklaşım: Felsefeyi bilimler üstü bir etkinlik olarak gören bir anlayışıdır. Buna göre felsefe bilimlerin hem anası hem de kraliçesidir; o tüm bilim dallarını belli bir dizgesellik içinde kapsayan, onları birbirleriyle ilişkilendirip anlamlandıran ve yönelimlerini belirleyen bir kavramsal üstyapıdır. Bu görüş bilhassa günümüzde kabul görmekten uzaktır ve hiçbir bilim böyle bir denetimi kabul etmez. Kaldı ki bilimler kendi sınıflamasını, faaliyet alanlarını ve problemlerini kendi başlarına belirlemek hususunda ziyadesiyle yetkindirler.
  2. Pozitivist yaklaşım: bu yaklaşım idealist görüşün tersine felsefeyi küçültüyor, hatta küçümsüyor ve ona bir bilimimsi muamelesi yapıyor. Felsefe bilimin bir hizmetçisidir ve felsefe, bilim felsefesi ile sınırlanarak bilimin sorunlarını çözmek dışında kullanılmaz. Mesela bu görüşe göre varlık bilimini doğa bilimleri, ahlakı hukuk ve sosyoloji üstlenir.
  3. Bu iki düşüncede temel yanılgı felsefenin bir bilim olarak algılanmasıdır. Yanılgının temelini de felsefe ile filozofu karıştırmak oluşturmaktadır. Örneğin Aristoteles’in felsefe yanında bilim de yapmasını bilimin felsefeden türemesi olarak algılanıyor. O, olgunun felsefi yönleriyle ilgilendiği gibi bilim yönüyle de ilgilenmiştir. Filozof olduğu kadar bilim adamıdır da.
  4. Felsefeyi ve bilim dallarını, ele aldıkları konular açısından ayırt etme çabası başarısız olmaya mahkûm. Çünkü belli başlı bilim dallarına karşı, onlarla konuca örtüşen felsefe dalları gösterebiliyoruz. Örneğin fizik de ontoloji de özdeksel varlığın doğasını tanımaya çalışıyor; psikoloji de zihin felsefesi de insan anlığını araştırıyor. Bunun gibi siyaset bilimine karşı devlet felsefesi, biyolojiye karşı biyoloji felsefesi, tarihe karşı, tarih felsefesi örnek olarak verilebilir; bilim ve felsefe aynı konulara farklı biçimlerde yaklaşıyorlar.
  5. Şimdi de ortak noktalarına değinelim. Burada ortak birkaç noktaya ulaşacağız. İkisi de doğru bilgiye ulaşmak istiyor ve ikisi de bağımsız yöntemler kullanıyor. Bilimin felsefeden ayrıldığı yer, onun savlarının doğruluğunu bağımsız olarak gerekçelendirirken kullandığı yöntemdir. Bilim açısından doğruluğu sınayan şey deneydir. Felsefe içinse doğruluğu saptayan, mantıksal uslamlamadır. Herhangi bir felsefe savının gerekçelendirilmesi, onun doğruluğunun mantık kurallarına uygun olarak başka doğru önermelerden çıkarsanabilmesidir. İşte bundan ötürü mantık, felsefenin ayrılmaz bir öğesidir.
  6. Bir şeyleri açıklıyormuş gibi görünen dizgesel, derin ve ilginç bir düşünce yapısı, mantıksal uslamlamalarla temellendirilmedikçe bir felsefe olmayacaktır. Bu yönüyle edebiyat ve tasavvuf yapıtları felsefeden daha derin oldukları durumlarda bile felsefe değildirler.
  7. Yanıtları deneysel olmayan sorularda felsefe imdada yetişiyor. Bilim “neden bir evren var?” sorusunu anlamsız bulacağız için yanıtlamaya girişmeyecektir ama felsefe bu konuda çalışacaktır.
  8. Felsefenin bilimle ilişkisi kendi başına birkaç programı hak ediyor. Bu ilişkiden ne kadar bahsedersek o kadar izaha ihtiyaç duyacak şeyden bahsediyor olacağız. Bu yüzden konuyu burada fazla uzatmıyoruz.
  • Doğru bilgiye ulaşma cabası din için de ortak bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Dinin felsefeden farkı, savlarının doğruluğunu gerekçelendiriş biçimindedir. Din açısından bir savın, inancın, bir önermenin doğruluğu, Tanrı’nın sözleri olan, kutsal kitaptaki dile getirişlerle arasındaki uyuma ve onlara olan uygunluğuna dayandırılıyor. Kutsal kitaba önce inanmak, başka düşünceleri de bu inanca göre sınamak gerekiyor. İlk inançsa koşulsuz bir kabuldür. Bu yüzden dinde doğruluğun gerekçelendirilmesi bağımsız değil, eleştirel hiç değildir.
  • Felsefenin diğer bir alan olan sanat olan ilişkisine bakalım. Felsefeyi sanattan ayıran başlıca şey, onun neyi amaçladığı ve neyin peşinde olduğudur. Felsefe için amaç doğru olana erişmek, doğruyu kavramaktır. Buna karşılık örneğin bir edebi metinin doğruluğu amaçlamak gibi bir kaygısı yoktur. Kimi sanat yapımlarının en az felsefe metinleri ölçüsünde dizgesel olabildiklerini, kimilerininse son derece derin konuları işleyip, insanın en zor anlaşılan yönlerini duygu ve özlemlerini dile getirdiklerini biliyoruz. Ne var ki bunları filozof olarak niteleyemeyiz.
  • Artık nihai tanımıza ulaşabiliriz: felsefe, bir düşünsel etkinlik, uslamlama, doğru ve tutarlı akıl yürütmedir.
  • Felsefe yapmanın yöntem ve türleri:
  1. Akademik Felsefe: üniversitelerde yapılan felsefedir. Akademik filozof her şeyden önce felsefe öğreten kişidir. Akademik felsefenin popüler felsefeden farkı uğraştığı sorunlar değil çalışma yöntemidir. Burada filozof tarihi ve sistematik olmak üzere iki yöntem kullanır.
  2. a.Tarihi yöntem: önceden yaşamış filozofların tezlerini anlamayı, yorumlamayı ve yeniden yapılandırmayı içerir.
  3. b.Sistematik yöntem: belirli bir problem alanındaki soruları farklı felsefi bakış açısından hareketle cevaplamayı denerler.
  4. Popüler Felsefe: Burada felsefe sözel, kavram analizci ve belli ilkeye göre yönlendirilen bir konuşma veya diyalog, diyalektik yöntemleri kullanılır. Burada yorum ve teorik açıklamalardan çok somut olgulardan, fenomenlerden hareket edilir. Bunun en iyi örneklerinden Sokrates için bilgelik sadece teorik olarak değil aynı zamanda pratik olarak mümkün görülür.
  • Bilim çağı 18.yy. ile beraber felsefenin varlığı sorgulanır hale gelmiştir ve bu tartışma hala devam etmektedir. Doğru bilgiye ulaşma konusunda bilim hemen her sorun cevap vermekteyken neden yanlış bilim olan felsefe ile uğraşalım denmiştir. Bu eleştiriler sadece pozitivist bilim insanlarından değil Heideger veya 20.yy. filozofu Adorno tarafından yapılmıştır. Durup dururken kendi meşruluğunu sorgulamak da yine felsefeye özgü olsa gerek. Biz de felsefenin günümüzde üstlendiği bazı görevlerden bahsedelim.
  1. İnsan ruhunda açlığı gidermek, hayatın anlam ve değerine dair bilimler tarafından kısmen ya da hiç cevaplandırılamayan soruları ele almak; mutluluk, özgürlük, adalet vb.
  2. İnsan idesine toplumsal planlama sürecinde geçerlilik kazandırmaktır.
  3. Bilimler açısından felsefenin işlevi hem bilimsel disiplinler hem de araştırmalar için yeni bir kimlik oluşturmaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s