Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 1

  • Aristoteles’in bilgi ve bilim felsefesi, onun kurduğu mantık ile iç içe geçmiştir. Dolayısıyla onun mantığını işlemek durumundayız. Hatta önce mantığını anlatmamız gerekecek.
  • Aristoteles, klasik mantığın kurucusu olarak kabul edilir ve kurduğu mantık 18.yy’a kadar önemli bir değişikliğe uğramaz. Yalnız Aristoteles icat ettiği bu şeye mantık değil, analitik der. Bunun nedeni, onun bu disiplinle düşüncenin biçimleri üzerinde durması, onları analiz etme amacında olmasıdır. Mantık terimini ise ilk defa Afrodisyas’lı Aleksandros’un kullandığını görüyoruz.
  • Aristoteles mantıkla ilgili kitaplarına “organon” (alet, araç) adını vermiştir. Ona göre mantık özel bir konusu olan, varlığın özel bir alanını ele alan ve bu alanla ilgili problemleri inceleyen bir bilim veya felsefe dalı değildir. O herkesin herhangi bir özel bilimle uğraşmaya başlamadan önce alması gereken genel kültürün bir parçasıdır. Herhangi bir şey üzerinde özel olarak düşünmeye, akıl yürütmeye başlamadan önce, akıl yürütmenin kendisini konu alacak bir ön hazırlığa ihtiyacımız vardır ve bunun adı mantıktır.

Okumaya devam et “Aristoteles: Bilgi Felsefesi ve Mantıkı – 1”

Aristotelesçilik

  • Nasıl Platon’la başlayan akıma ve kurduğu öğretinin ve okulun geleneğine Platonculuk diyorsak, Aristoteles için de benzer durum söz konusudur ve onun felsefesinin genel hatlarını Aristotelesçilik adı altında ele alacağız.
  • Aristotelesçiliği anlatmanın yöntemlerinden birisi onun Platon’la karşılaştırmasıdır. Biz de bu yöntemi kullanarak başlayacağız onu anlatmaya. Seri boyunca yapacağımız incelemenin kabaca bir ön hazırlığı olacak bu karşılaştırma aynı zamanda. Önce iki filozof arasındaki benzerlikleri ele alalım.

Okumaya devam et “Aristotelesçilik”

Aristoteles; Hayatı ve Eserleri

iTunes / RSS

ARİSTOTELES GİRİŞ

  • Eğer felsefenin gerçek anlamda kurucusunun Platon olduğu sözü doğruysa, Aristoteles de gerçek anlamda bilimin kurucusu olarak kabul edilebilir.
    • Yunan dünyasında ilk büyük bilimsel kütüphaneyi kurmuş, ilk harita koleksiyonun düzenlemiş, llk doğa tarihi müzesini meydana getirmiş olan Aristoteles, öte yandan ilk bilim sınıflamasını yapmış, her bir varlığın ayrı bir türü veya çeşidini ele alan ve bu varlık türüne ilişkin özel problemleri inceleyen “bağımsız bilimler” kavramını oluşturmuş, nihayet bu bilimlere tahsis ettiği özel eserlerinin başında kendi zamanına kadar söz konusu alanda yapılan çalışmalar, ortaya atılan görüşler hakkında verdiği bilgi ve yaptığı değerlendirmelerle de ilk bilim tarihçisi olma unvanını kazanmıştır. Bu dizimizde biz Aristoteles’in felsefesi ile ilgilenmekte iktifa edeceğiz, onun bilim tarihinin konusu olan öğretilerine değinmeyeceğiz.
  • Aristoteles, Ortaçağ Müslüman filozoflar ve yazarlar tarafından kendisine verilen “İlk Öğretmen” (Müallim-i Evvel), insanlığın ilk öğreticisi sıfatını gerçekten ve tümüyle hak etmektedir.

Okumaya devam et “Aristoteles; Hayatı ve Eserleri”

Platon: Siyaset Felsefesi

iTunes / RSS

“Her ne kadar kanunların kral işi oldukları apaçıksa da en iyisi kuvveti kanunlara değil bilgili bir krala vermektir.”

  • Platon’un aslında bir siyaset filozofu olduğunu, ana sorununun siyasal olduğunu belirtmiştik. Hocası Sokrates’in dar anlamda siyasetle ilgilenmemesine, esas ilgisini ahlak ve mutlulukla ilgili konulara yöneltmesine karşılık, Platon’un bütün hayatı boyunca siyasette aktif rol almak istediğini ve geleceğin siyaset adamlarını yetiştirmek üzere Akademi’yi kurduğunu belirtmiştik.
  • Onun siyaset teorisinin temel eseri olan Poletia, kendisinden sonra gelecek devlet adamlarının ve ütopya/distopya yazarlarının temel kaynağı olacaktır.
  • O Devlet eseri haricinde yasa koyucu ile yasa arasındaki ilişkiyi ele aldığı Devlet Adamı ve yaşlılık döneminde edindiği tecrübelerle beraber politik düşüncesine yaptığı revizyonları içeren Yasalar isimli eserleri de yine benzer bir niteliktedir.
  • Platon’un siyaset konusuna yaklaşırken evren, site ve insan arasında kurulan bir benzerlik fikrinden hareket ettiğini söyleyebiliriz. Kozmos, yani düzenli bütün siteyi ve insanı için alan bir şeydir ki, sitenin ve insanın nasıl olması gerektiğine ana planı verir.

Okumaya devam et “Platon: Siyaset Felsefesi”

Platon: Ruh ve Tanrı Öğretisi

iTunes / RSS

RUH KURAMI

  • Platon’un ruh kuramı denildiğinde, onun ruhun doğasının ne olduğu, ruhun kısımları veya işlevi, ruhla beden arası ilişkiler, ruhun kaderi gibi bir dizi ve birbirine bağlı sorulara verdiği cevaplardan oluşan görüşleri anlaşılmalıdır.
  • Ruhun ne olduğunu açıklamanın uzun ve tanrısal bir çabaya ihtiyaç gösteren bir şey olduğunu belirten ve bu yüzden zor olduğunu söyleyen Platon’a göre onun neye benzediğini söylemek mümkündür. Onun ruh hakkında konuşmaları böylece mitlere ve sembollere dayanacaktır.
  • Öncelikle Platon’a göre ruh ölümsüzdür. Bunun yanında ölümden sonra bir hayat ile ilgili söylemleri olsa da bu açık değildir.
  • Platon ruhu, doğası ve özü bakımından bir hareket ilkesi olarak almaktadır. Çeşitli diyaloglarında ruh için verdiği tanım, onun kendiliğinden hareketin ilkesi olmasıdır.
  • Platon evrendeki varlıkları canlı ve cansız olarak ikiye ayırır. Canlı varlıklar kendiliğinden hareket edemezken, canlı varlıklar hareket eden varlıklardır. Bu ayrımı mümkün kılan şey ise ruhtur.

Okumaya devam et “Platon: Ruh ve Tanrı Öğretisi”

Platon: Doğa Öğretisi

iTunes / RSS

  • Platon’un Timaios diyaloğu onun kozmolojisini ve doğa bilimine ilişkin öğretisini içeren bir yapıttır. Bu eserle ilgili önemli bir nokta 6.yy’da Chalcidius tarafından Latinceye bir çevirisinin yapılmış olması ve onun 13.yy’da Aristoteles’in metafiziğine ve fiziğe, yani doğa bilimine ait kitapları keşfedilinceye kadar Batı Hristiyan dünyasının genel doğa şemasının temelini oluşturmuş olmasıdır.
  • Platon’un hayatı ve eserleri boyunca genel olarak duyusal dünyaya veya doğaya karşı gitgide artan bir ilgisi olduğu görülüyor. Bunun yanında Akademi’de zamanla gittikçe gelişen ve artan bilimsel çalışmaların onu etkilemiş ve maddi dünya hakkında makul ve muhtemel bir açıklama verme yoluna itmiş olması da muhtemeledir.
  • Platon hiç şüphesiz idealar dünyası ile duyusal dünya arasında ayrım yaptığı gibi idealar dünyasını ele alan bilgi tarzı veya bilimle, hakikatle, duyusallar dünyasını ele alan kanı veya doğru kanı arasında bir ayrım yapmaktadır. Bu, Platon’un gözünde doğa biliminin hiçbir zaman ahlak veya matematik, diyalektik gibi gerçek anlamda bir bilim olamayacağı anlamına gelmektedir. Öte yandan duyusal dünya hiçbir gerçekliğe sahip olmayan bir şey de değildir. Eksik olarak da olsa vardır. Onu konu alacak bilim de gerçek bilim değil, akla yakın, muhtemel, doğru kanılara dayanan bir bilgi olabilir.

Okumaya devam et “Platon: Doğa Öğretisi”